Perşembe , Mart 21 2019
Anasayfa / Genel / Tüm Zamanların En Tartışmalı 9 Yapısı

Tüm Zamanların En Tartışmalı 9 Yapısı

 en tartışmalı 9 mimari

Zaha Hadid’in Doha, Katar’daki Al Wakrah Stadyumu’nun gözler önüne çıkarılmasının üzerinden bir yıl geçti ve aradan geçen 12 aylık zamanda, olanlara bakılırsa, yapı, haberlerdeki güncelliğini hâlâ koruyor. Yakın zamanda, Katar’ın tartışmalı çalışma koşulları altında inşaat işçilerinin ölümleriyle ilgili Hadid’in yorumları, yasal önlemler konusunda basında infial yarattı. 2022 Katar Dünya Kupası için yapılacak stadyumun kendisinin ihtilafla karşılaşmasının yanısıra, Hadid’in stadyumu, “biyolojik görünümü” yüzünden fazlasıyla alay konusu edildi.

Al Wakrah’ı kuşatan eleştiriler bizi dünyanın en çok tartıştığı binaları incelemeye yöneltti. Al Wakrah tüm zamanların en çok ihtilaf yaratan binası olabilir mi? ArchDaily’nin seçtiği 9 yapıya kısaca göz atalım.

 

  1. Portland Binası (Portland, Amerika) / Michael Graves
portland
Portland Binası, 1982

Kuzey Amerika’nın ilk büyük postmodern yapısı, Portland Binası’nın geleceği üzerine yapılan son tartışmada, “Bu binayı yıkma fikri, bir çocuğu öldürmeye benziyor… Ne yapacağımı bilemiyorum,” diyor mimar Michael Graves. Bina, işlevsel bağlamda postmodernizmin geçerliliği ve kullanışlılığı üzerine 20-30 yıldır süren hararetli tartışmaların merkezindeydi. Şehir yönetimi tarafından belediye hizmet binası olarak sipariş edilen, Portand Binası, asla azla yetinmeyen klasik mimarî benzeri tasarımı ve kapalı plan iç mekan düzenlemesi yüzünden ağır eleştiriler aldı.

New York Fire üyesi Michael Graves tarafından tasarlanan bina Portland halkını onurlandırmak için yapıldıysa da bunun yerine öfkeyle karşılandı.

Çok küçük bir bütçeyle ve abartılı program gereksinimleriyle başa çıkmaya çalıştı ve Graves, iç karartan pencerelerle sıralı, dev kırmızı kolonlarla kaplanmış bir bina tasarladı. Graves, söylendiğine göre düşük bütçe önerisi ve dış cephede şehir binalarında tekrarlamalı küçük  pencere gereksinimine bağlı kalması sayesinde proje teklifini kazandı. 32 yıl sonra, bina, bakımı iki yıldan fazla zaman alacak, giderleri 95 milyon dolar olarak değer biçilmiş acil bir yenilenme ihtiyacı içinde. Şehir yetkilileri Portland Binası’nın geleceği hakkında görüşmeye devam ediyorlar.

 

  1. Sagrada Familia (Barselona, İspanya) / Antoni Gaudi
sagrada
Sagrada Familia

Barselona’nın simgeleşmiş Roma Katolik Kilisesi, Sagrada Familia’da yaptığı işleri anlatırken, “İş verenimin hiç acelesi yok,” diyordu İspanyol mimar Antoni Gaudi. Şu anda 132’nci yılında olan kilise, dünyada en uzun süren inşaat projesidir. Proje  tamamen, yıllık 25 milyon euroya varan, özel bağışlarla finanse edildi. Yapının inşaası 1882’de başladı, ama Gaudi’nin Barselona’da bir araba kazasıyla ölümünden sonra 1926’da sıkıntı veren bir durgunluğa girdi. Bu durum da projenin tamamlanıp tamamlanmayacağıyla ilgili etik tartışmaları başlattı. İspanya İç Savaşı’nın başlangıcında binanın orijinal çizimlerinin bütünüyle mahvolmasına rağmen, Gaudi’nin ölümünden yaklaşık 100 yıl sonra bir grup mimar orijinal planların kopyalarını oluşturdu.

 

1960ların başında, Le Corbusier ve Alvar Aalto dahil olmak üzere sayısız üretken mimar, Gaudi’nin çalışmasının demode olduğunu ve amaca hizmet etmediğini ima ederek, Gaudi’nin tasarımlarını modernize etmek için başarıya ulaşmayan kampanyalara girişti. Projenin mimarları, Gaudi’nin ölümünün yüzüncü yıldönümüne dikkat çekmek için, inşaatın başlamasından 144 yıl sonra, şu an  yapının bitiş tarihini 2026 olarak öngörüyorlar.

7.Antilla Kulesi (Mumbai, Hindistan) / Perkins+Will/Hirsch Bedner  Associates

antilla
27 Katlı Antilla Kulesi

Golibar gecekondu bölgesinin bitişiğinde, bu 27 katlı kule tek bir ailenin yaşam alanı ve 1 milyar dolar meblağ ile kayda geçerek halen dünyanın en pahalı meskeni olma özelliğini taşıyor. Dünyanın en zengin beşinci adamı Mukesh Ambani tarafından alınan yer Amerikan firmaları: Perkins+Will ve dünya çapında bilinen Mandarin Oriental Otellerinin mimarları Hirsch Bedner Associates işbirliğiyle tasarlandı. Binanın her katı Ambani’nin eşi tarafından seçilmiş dünyanın her tarafından gelen tema özellikli, nadir bulunan, gösterişli materyalleri öne çıkarıyor.

Bu proje, kulenin duyarsızlık ve aşırılık olduğunu (ki bu ifade 6 katlı araba parkı, 9 özel asansörü ve yalnız, bir ailenin yaşaması için ayrılan mekanın 37 bin m2’yi  kapasadığı bir ev için hafif kalır) savunan Mumbai sakinlerinden büyük tepki gördü.

 

  1. Muzaffer Kadın Binası, Chicago Dünya Fuarı (Chicago, Amerika) / Sophia Hayden Bennett

kadın binası

Chicago Dünya Fuarı, Kadın Binası’nın tasarım ve yönetimin tamamen kadınlardan oluşmuş ekibine muhalif eleştirmenlere göre yapının kırılgan, iddiasız ve feminen bir hali vardı. 1893’de açılan bina, kadınların el işlerindeki başarılarına adanmıştı, ancak Daniel Burnham’ın erkek egemen organizasyon komitesi tarafından önemsiz sayılarak proje reddedildi. Bir çok şikayete rağmen proje Massachussetts Teknoloji Enstitüsü’nün ilk kadın mezunu mimar Sophia Hayden Bennett’in gözetiminde planlandığı gibi ilerledi.

Bina, erkek mimarların tasarladığı yakınındaki gösterişli binalara nazaran küçümsenen “kadınsı” estetiği sebebiyle eleştirildi. Kadınlardan oluşan sanatçı ve patronlar grubu: Kadın Yöneticiler Kurulu’nca idare edilen bina, yalnızca kadınların çalışmalarına adanmış bir mekanın gerekliliği ve mimarlıkta genişleyen rolleri hakkındaki acımasız tartışmaların merkezi haline geldi.

 

  1. 20 Fenchurch Sokağı, Walkie Talkie Binası (Londra, Birleşik Krallık)/       Rafael Viñoly Mimarlık
walkie talkie
Walkie Talkie

Çoğu Londralı, 20 Fenchurch Sokağı’nı merkez Londra’nın rüzgarlı sokakları içinde sıradan bir yer olarak görebilir. “Walkie Talkie” takma adı anılana kadar, sıradandı. Aniden, binanın alışılmamış tasarımı yüzünden geniş bir kitlede uyandırdığı zevksizlik üzerine hararetli bir tartışma başladı. Kıvrımlı hatlara sahip yapı kendi alanından, fazla şişirilmiş patlamak üzere olan bir balon gibi dışarı taşmış.  Thames Nehri’nin kuzeyinde konumlandırılmış ve sıradışı bir biçimde Londra şehrinin kule kümesinin dışında kalıyor. Binanın zemindeki objeleri güneş ışığının yansımasıyla mahvetmesi gibi geçen yıl gerçekleşen bir dizi olaydan sonra, “Walkie Talkie” basında uzun bir süre yer aldı.

Erimiş dış panelleriyle kötü hale gelen bir Jaguar sedan, güneşten kavrulmuş bir mağaza cephesi ve yanmış bir halı, çok sayıda tahrip olmuş bisiklet selesi dahil bir sürü talihsizlikten ve 100 dereceyi aşan zemin ısısından dolayı sayısız yumurta pişirme deneyinden sonra binaya “Walkie Scorchie” ismi verildi. Planlama süreci boyunca binanın önemli bir destekçisi olan Paul Finch, sonradan projeyi desteklediği için açıkça pişmanlığını belirtti: “Planlamacılar işi berbat ettiler, mimarlarsa kendi talihsizliklerini yarattılar,” dedi.

 

 

   4.Eiffel Kulesi (Paris, Fransa) / Gustav Eiffel

eyfel

“Burası Paris’te yemek yiyip bu çirkin kuleyi görmediğim tek yer,” diyor 1880lerin sonlarında Parisli romancı Guy de Maupassant, Eiffel Kulesi’nin dibinde yeni yapılmış bir kafeyi kastederek. Devasa kule, 19. yüzyıl Hausmann Planı’ndan gelmekte olan alçak yaplardan oluşmuş elegan genel şehir silüetini bozduğunu savunan her kesimden Parisli tarafından tam bir eleştiri yağmuruna tutuldu. Geniş kitleyi saran eleştiri kampanyası Fransa’daki bölgeleri karıştırdı; kuleden “devasa siyah bir baca” ve “içler acısı bir sokak lambası” olarak bahsediyorlardı. Hicveden desenlerde, pek çok kişinin düşündüğü gibi Paris şehrinin büyük kusurunun cisimleşmiş hali olarak Parisli inşaat mühendisi Gustav Eiffel’in başı kulenin tepesine oturtularak tasvir edildi. Buna rağmen, 1889’daki açılışından beri yaklaşık 250 milyon kişi Eiffel Kulesi’ni ziyaret etti.

 

  1. Sydney Opera Binası (Sydney, Avustralya) / Jørn Utzon
sidney opera
John Utzon’ın Sydney Opera Binası

Bu öfkenin, işten çıkarılmanın, reddedilmenin, skandalların, aşırı harcamanın ve her şeyden birazın olduğu bir hikayeydi. 1957’de, Sydney Opera Binası’nı tasarlamak için başvuruda bulunan 232 yarışmacı arasından Danimarkalı Jørn Utzon seçildi. Tasarımı ilk başta, yarışma seçim kurulu reddetti, ancak daha sonra tasarım jüri üyesi ve Finlandiyalı mimar Eero Saarinen tarafından uygun görüldü. Projeye tam 18 milyon Avustralya doları ödenek verildi ve 18 ayda tamamlanması taahüt edildi. Ancak projenin seyir süreci yavaş ve zahmetli gidiyordu. İnce işçilik isteyen çatılar  için gereken vinçlerin bile Fransa’da özel üretim olarak yapılması ve Avustralya’ya getirilmesi gerekiyordu. 1966’da, proje yapımında geçen yaklaşık 10 yılın sonunda, yeni seçilen New South Wales hükümeti giderlerin çok yüksek olduğuna ve Utzon’un tatmin edilemeyen mükemmeliyetçiliği yüzünden sürecin yavaşladığına hükmetti. Utzon, Bayındırlık Hizmetleri Yeni Müdürü, David Hughes tarafından projeden çıkarıldı. İnşaat durduruldu, Utzon’ın ödemeleri kesildi ve proje bütçesi donduruldu.

Avustralyalı mimar Peter Hall, Utzon’ın yerini aldı, bina için yapılmış birincilik kazanan orijinal tasarımı önemli ölçüde değiştirdi. Hall’un yönetiminde, neredeyse 10 yıllık ek bir gecikmeyle beraber giderler 102 milyon Avustralya dolarına kadar şişti. Projenin tamamlanması 16 yıl aldı. Utzon biten yapıyı hiç ziyaret etmedi, fakat 1999’da Opera Binası’ndan resmî bir özür mektubu aldı.

 

  1. Al Wakrah Stadyumu (Doha, Katar) / Zaha Hadid
al wakrah
Al Wakrah Stadyumu

2022 Fifa Dünya Kupası için tasarlanan beş yapıdan biri şu an da inşaa edilen, tartışma yaratan Doha’daki Al-Wakrah Stadyumu nedeniyle Zaha Hadid yeriliyor. İlk eleştiriler stadyumun tasarımı ve tasarımın vulva benzeri görünümü etrafında dönüyordu. Daha sonra, stadyum, Katar Dünya Kupası için yapılan çok sayıda önemli projede yer alan göçmen işçilerin çalışma koşullarıyla ilgili ihtilafın içine çekildi. Dünya kupası tesisleri inşaa edilirken, aktarılan bilgiye göre 1000’in üzerinde işçi hayatını kaybetti. Zaha Hadid’e, projesi başladığında, çalışma koşullarıyla ilgili harekete geçip geçmeyeceği sorulduğunda, bilindiği gibi: “Bir mimar olarak bunu düşünmek benim görevim değil,” diye ifade etmişti.

Fifa, Katar’daki çalışma koşullarını takip edeceğine söz vermişti, fakat Dünya Kupası ihale teklifindeki hile iddiaları sebebiyle kendisi topa tutuldu. Bu da bazılarının; Katar’daki aşırı gerilim sebebiyle çıkan sorunlardan kaçınmak için dünya kupasının başka bir ülkeye verilmesi önerilerine yol açtı. Hükümet yetkilileri, eleştirmenler ve saygın mimarların yoğun eleştirilerine rağmen Hadid’in tartışma yaratan stadyumunda çalışmalar devam ediyor.

  1. Pruitt-Igoe Toplu Konutları (St. Louis, Amerika) / Minoru Yamasaki
pruitt-igoe
Pruitt-Igoe’nin yıkımı , 1972

Orada oturanlardan birinin deyimiyle “yeryüzündeki cehennnem” diye tanımlanan Pruitt-Igoe tarihteki toplu konutların içinde en kötü anılan başarısızlık örneğidir. 1954-1972 arasındaki kullanım süresi boyunca, Amerika’nın en büyük konut projelerinden biriydi, ancak aşırı boyuttaki ırkçılık ve 1956’da Missouri toplu konutlarındaki ırk ayrımına son verilmesinin ardınan gelen “beyaz hareket” yüzünden asla tam kapasiteyle konutlarda oturulmadı.

Günün eleştirmenleri Pruitt-Igoe’yi var oluşu bakımından hapishaneye benzemekle suçladı. Düşük gelirli konut sakinlerinde yaygın olarak ruh sağlığı sorunlarına sebep oldu. Tamamlanmasından sonraki 20 yıldan az bir sürede, konutlar yaşamak için sağlıksız görüldü ve boşaltıldı. St. Louis şehir yönetiminin elinden geldiğince çabuk, yıkıldı. Bununla beraber, yıkımından sonra, o günün çalışmalarından bazıları, istatistik verilerde yerleşik halde ırkçılık bulunan bir sürü alıntıların olduğu uygunsuz araştırmalar sebebiyle eleştirildi. Pruit-Igoe’nin patlayıcılarla yıkımı Charles Jencks tarafından “modern mimarinin ölümü” şeklinde ifade edildi. Bu proje, şimdilerde kentsel tasarımda nelerden kaçınmak gerektiğiyle ilgili tipik bir örnek olarak kullanılıyor. Pruit-Igoe genelde St. Louis’de hayal kırıklığıyla sonuçlanan konutların en kötüsü olarak nitelendiriliyor.

Kaynak : Archdaily

Facebook Yorumları

Hakkında İpek Bakır

'81 Ankara doğumluyum. Peyzaj Mimarlığı ve İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Mimarlık, sanat, dil üzerine ve kendime yakın bulduğum başka alanlarda da Gercekbilim okuyucuları için çeviriler yapacağım.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Çin’in Ayda Yetiştirdiği Bitki Öldü

Geçtiğimiz günlerde Ay’ın karanlık yüzüne inen Çin ,Chang’e 4 ‘de pamuk tohumu yeşertmeyi başararak; başka …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.