Salı , Ağustos 20 2019
Anasayfa / Bilim / 2014 Ebola Virüsü Salgını Hakkında Bilinmeyenler

2014 Ebola Virüsü Salgını Hakkında Bilinmeyenler

ebola 3d

2014 yılının başlarında Batı Afrika’da başlayan Ebola salgını tarihte bu virüsün gerçekleştirdiği en kötü salgın. Ebola virüsünü bu kadar korkutucu yapan ise yüksek ölüm oranıdır. Eboladan etkilenen özellikle 3 ülkede, Gine, Sierra Leone ve Liberya’da virüsten enfekte olanların %70’i hayatını kaybetti.

NEREDEN BULAŞTI BU EBOLA? (1)

Ebola’nın tam olarak nereden insanlara bulaştığı bilinmese de uzmanlara göre bu virüsün kaynağı yarasalar olabilir.

Ebola salgınında ilk vakalar 1976 yılında Sudan’da ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde eş zamanlı olarak meydana geldi ve 600’den fazla kişi hastalandı.

Yaklaşık 30 yıl sonra 2005’te araştırmacılar Gabon ve Orta Afrika’da ebola virüsünü taşıyan hayvanlar tespit ettiler. 1000’den fazla küçük hayvanda, 679 yarasada, 222 kuşta ve 129 küçük karasal omurgalıda ebola tespit ettiler.

Ebola virüsü yarasalar tarafından da taşınır. Özellikle meyve yarasalarının bazı türleri bu taşımayı itinayla yapar.

Özellikle son 2 yılda Gine’de sayısı artan meyve yarasaları Batı Afrika’da oluşan Ebola salgınının kaynağının bu olduğunu bize gösteriyor. Afrika’da özellikle yarasalarla yapılan yemekler bu virüsün insanlara geçmiş olabileceğini gösterdi. Özellikle “yarasa çorbası” buna örnek verilebilir.

Gine’deki yetkililer salgın başladıktan sonra Mart ayında yarasaların tüketimini ve satışını yasaklama yönünde adımlar attı.

Fakat yapılan çalışmalar Ebola virüsünün yemeklerden değil de, yarasa kesim yerlerinden ve bu yarasa etlerini işleyen yerlerden insana geçtiğini gösterdi.  Bu da Ebola’nın ilk olarak kesim yerlerinde çalışanlara bulaşmış olmasıyla perçinlenmiş oldu.

Tabi ki Ebola virüsünün yarasalardan geçmiş olduğunun kanıtlanması için insanlardaki genetik sekansla yarasalardaki Ebola virüsünün genetik sekansının birbirini tuttuğunu göstermek gerekiyor.

Ayrıca Ebola, hep yarasalardan insanlara bulaşan bir virüs olmaktan çok, Ebola aslında yarasa toplulukları arasında yayılan bir virüstür.

Araştırmacılar, “Muhtemelen bu virüs yarasalardan insanlara geçti fakat bundan şu anda emin olamayız. Çünkü emin olabilmemiz için yarasalardaki Ebola ile insanlardaki Ebola’nın genomlarını dizilemek ve bunları karşılaştırmalı genomik kullanarak birbirini tutup tutmadığını görmek gerekiyor. Bunun içinde yüksek biyogüvenlikli laboratuvarlar ve burada hayatını riske edip çalışacak bilim insanlarına ihtiyaç vardır.” diyorlar.

EBOLA İSMİ NEREDEN GELİYOR? (2)

Şu sıralar Batı Afrika’yı kasıp kavuran Ebola virüsünün 38 yıl önce ismi bile yoktu. Bu virüs 38 yıl önce Zaire’de ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde köylüler arasında gizemli bir hastalık olarak anılıyordu.

1976 yılında, Ebola salgınını araştırmak üzere uluslararası bir ekip Zaire’ye gitti. Burada hastalığı keşfeden Dr. Peter Piot’tur.

Belçikalı bilim insanları Afrika’dan gönderilen kan örneklerini incelemişler ve bu virüsün tüm virüslerin aksine solucan ya da uzun bir kolye gibi göründüğünü açıklamışlardır. Afrika’daki araştırmacılar ise bu virüsün nasıl yayıldığını veya hastaları nasıl hızla öldürdüğünü incelemişlerdir. Araştırmacıların kafalarında birçok soru işareti vardır. “Bu virüsler vücudun içinde ne yapıyor, nasıl bulaşıyor, neyden bulaşıyor ve bu virüs nasıl durdurulabilir?” gibi sorulardı.

Ama bu virüse yani bir ad koymak zorundaydılar. Bu virüsü keşfeden Piot’un anılarını anlattığı kitaba göre Ebola adının konulması biraz hızlı ve rastgele oldu.

Gecenin geç saatlerinde bir grup bilim insanı tartışıyorlardı. Virüs Yambuku köyünde ortaya çıkmıştı ve Dr. DierreSureau bu virüsün adının Yambuku olmasını savundu. Fakat bu köyün adını kötü bir şekilde damgalayacağı için kabul edilmedi. Dr. JoelBreman 1969 yılında Nijerya’da Lassa kasabasında ortaya çıkan Lassa virüsünün bu şekilde adlandırıldığı söyledi. Ve oradan kalan kötü bir deneyimin tekrar yaşanmamasını istedi.

Karl Johnson, bu virüsün adının Kongo nehrinin adını taşıyan Kongo olmasını istedi ama  Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi ile karıştırılabileceğinden dolayı bu öneri kabul edilmedi.

Daha sonra bilim insanları duvara tutturulmuş haritadan Yambuku yakınlarındaki nehirlere bakarken Lingalaea’da Ebola diye tabir edilen İngilizcesi “Black River” anlamına gelen ismi koydular. Fakat bu isim çok uğursuz gözüktü ayrıca Ebola nehri haritada Yambuku yakınlarında değildi. Bunun üzerine bilim insanları kendilerinin çok yorgun olduklarını ve bu işin üzerinde fazla durmak istemediklerini bu yüzden aceleyle bu ismi verdiklerini söylediler.

Böylece Ebola ismi bir virüse verilen nehir isimleri listesine katılmış oldu. Diğerleri Bolivya Hemorojik Ateşi ya da Siyah Tifus, Avustralya’da Queensland’da sinek yoluyla bulaşan Ross virüsü. Bolivya’daki Machupo virüsü, 1937 yılında keşfedilen Batı Nil Virüsü, 1948 yılında keşfedilen Koksaki (Coxsacki) virüsü (Koksaki virüsü New York’ta bir şehirdir.). 1967 yılında keşfedilen Marburg virüsü (Almanya’daki bir kasaba) ve Hendra Virüsü 1994 yılında (Brisbane-Avustralya) bu isimler konulmuştur.

AFRİKA’DA EBOLA VİRÜSÜ SALGINI

1976-2014 VAKALAR VE ÖLÜMLER

e-1

 

 

e-2

e-4

 

 

e-5

 

İNSANLAR EBOLA’DAN SONRA NASIL HAYATTA KALIR? (3)

Ebola son derece ölümcül bir virüstür. Hâlen Batı Afrika’da olan salgın, hastalığa sahip insanların %60’ını öldürdü, çok az da olsa bazı insanlar bu enfeksiyondan kurtulmayı başardılar. Doktorlar, ebola için belli bir tedavisinin olmadığını söylüyorlar. Ancak, yapılan bazı biyolojik araştırmalar devam etmektedir.

Ebola virüsü özellikle bağışıklık sisteminin çalışması için çok önemli olan CD4 ve CD8 T lenfositlerini tüketir. Vücut bu saldırıyı savuşturamazsa, o zaman bağışıklık sistemi çöker. Bu da şu anlama gelir; inflamatuar moleküller kontrol edilemezse serbest kalırlar bunlarda küçük kan damarlarını tıkar ve patlatır. Bu da çoklu organ yetmezliğine sebep olur ve sonucunda ölüm gelir.

WHO’ya göre Ebola virüsü kendi tarihinde en kötü salgın şu sıralar gerçekleştiriyor.

Ebola’da hayatta kalmak için insanların bağışıklık sisteminde lökosit antijen B adı verilen proteini salgılayan bir gen bulunur.

2007 yılında yapılan çalışmalar B*67 ve D*15 olarak adlandırılan bu gen sürümlerinde insanlar ölmeye daha yatkındır. B*07 ve B*14 olarak adlandırılan bu gen sürümlerinde Ebola’dan hayatta kalmak daha mümkündür.

Son olarak yapılan araştırmalarda NPC1 adındaki gende oluşan bir mutasyonun Ebola’ya dirençliliği artırdığını gösterdi. Laboratuvar ortamında yapılan çalışmalarda NPC1 geninde oluşturulan mutasyon virüslere karşı bu hücreleri daha dayanıklı yaptı.

Avrupa’da bu geninde mutasyon olan yaklaşık 300 insanda 1’dir. Ancak bazı toplumlarda bu mutasyon daha yaygındır. Nova Scotia insanlarının%10’u ile %26’sında bu mutasyon var. Ama Afrikalı toplumlarda bu mutasyon sıklığı bilinmiyor. (Son zamanlarda tamamlanan Afrika Genom Projesi kapsamında bu mutasyonların olup olmadığı araştırılacak)

Yapılan araştırmalar Ebola virüsüne rağmen hayatta kalmak için her geçen gün daha da yol katediyor.

EBOLA VİRÜSÜ VE TOPLU TAŞIMA (4)

New York’ta Gine’deki Ebola araştırmalarından yeni dönen bir doktor metroda seyahat ederken hastalık belirtileri gösterdi ve bu da insanlarda büyük bir endişe yarattı.

Gine’den dönen Dr. CraigSpencer’ın ateşi vardı ve Ebola testi pozitif çıktı. Şimdi New York Bellevue Hastanesi’nde karantina ünitesinde tedavi gördü ve hastalığı atlatmayı başardı.

Dr. AmeshAdolja, Spencer ile aynı metroya binmiş kişilerin endişelenmemesi gerektiğini  söylüyor çünkü ebola virüsü hastanın kan ve vücut sıvılarıyla doğrudan temas yoluyla bulaşır ki Dr. Spencer’da kusma ve kanama olmamıştı.

Virüs ilk önce vücutta dalak gibi iç organlara konsantre olur. Yani vücudun genelinde yaygın değildir. Yaygın olmaya başladığı zaman hastalık belirtilerini gösterir.

 

NORMAL SABUN VE EL DEZENFEKTANI EBOLA’YI ÖLDÜRÜR MÜ?

Evet. Çünkü bu virüs çok dayanıklı değil ve sıradan temizleyiciler onu öldürebilir.

EBOLA HASTASI OLABİLİR MİSİNİZ? (5)

Ebola virüsü bulaşmış bir kişinin kan, dışkı ve kusmuk ile temas yoluyla aktarılabilir. Ama hapşırma ile de ebola alınabilir.

Fakat Ebola solunum hastalığı değildir ve insanlarda hapşırmaya neden olmaz. Virüs ile enfekte kişilerle yapılan çalışmalar da en yaygın belirti ateş ve baş ağrısıdır belirtiler arasında hapşırık yoktur.

EBOLA NASIL ÇALIŞIR?

Ebola virüsü insanları hemen hasta yapmaz. Virüs vücuda girdiği anda 2 ile 21 gün arasında bir kuluçka dönemine girer.

Bu dönemde bu virüs kanda ölçülebilir oranda bulunamadı. Bunun yerine virüs vücutta derinlerde kalır. Bu insanlar kuluçka döneminde herhangi bir semptom göstermez ve bu insanlar bulaşıcı değildir.

Virüs; dalaktan yavaş yavaş kan dolaşımına çıkar ve belirtiler hızla görülmeye başladı. Virüs; karaciğer ve bağırsak gibi iç organları işgal ederek insanları hasta yapar.

Özellikle hastanın vücut sıvıları, kan, kusmuk, ishal ve ter ile temas ederken dikkatli olunmalı. Ebola vakalarında hapşırma ile iletim görülmemiştir.

PEKİ HAVADAKİ DAMLACIKLAR?

Verem ya da çiçek hastalığına neden olan virüs aksine Ebola havada duramaz. Ebola içeren sıvı damlacıklar yer çekimi nedeniyle hızla yere düşerler. Fakat diğer virüsler havada asılı kalabilirler.

SEYAHAT YASAKLARI (6)

Özellikle Birleşik Devletler ve Avrupa bu konudan dolayı bir hayli sıkıntıda. Fakat hükümetler seyahatlerin tamamen yasaklanmasını değil de zorunlu olarak yapılmayan seyahatlerin durdurulması konusunda fikir belirtirler. Yani Batı Afrika’ya zorunlu olmadıkça seyahat yapmayın.

KIYAMET SENAYOSU: EBOLA HAVADAN YAYILIRSA

Ebola virüsü şu anda Batı Afrika’da yıkıcı ve benzeri görülmemiş bir salgına neden oluyor. Ama herkesin kafasında neredeyse en önemli soru şu “Ebola havadan yayılabilir mi?” .

Uzmanlar Ebola virüsünün havadan yayılabileceği yönünde yetenek kazanmasından korkuyor. Fakat bu ihtimalin çok çok zayıf olduğunu da söylüyorlar.

Bildiğimiz gibi Ebola sadece vücut sıvılarıyla temasla bulaşabilir. Fakat Ebola’nın bulaştığı her yeni insan ona mutasyon şansı verir. Eğer bu şekilde Ebola havadan yayılma özelliği kazanırsa dünyanın her tarafına hızla yayılır.

Fakat mutasyonlar rastgele oluşur ve bunların birçoğu virüsün alehine mutasyonlardır. Yani mutasyonlar virüsü daha zararlı hale değil daha az zararlı hale getirir.

Ebolayla aynı aileden olan virüslerde de yapılan incelemelerde de havada yayılma gibi bir özellik tespit edilmedi.

EBOLA SALGINI DÜNYA’NIN DİĞER BÖLGELERİNDE DE AFRİKA’DAKİ KADAR ETKİLİ OLABİLİR Mİ? (7)

Uzmanlar Ebola’nın Afrika’daki kadar etkili olamayacağını söylüyorlar. Bunun sebebini ise şu şekilde açıklayabiliriz. Ebola’nın yayılmasına ve gelişmesine neden olacak bütün faktörler Afrika’da mevcut. Özellikle gelişmiş ekonomilerde (Birleşik Devletler, Avrupa, Brezilya, Türkiye gibi) sağlık hizmetlerinin kalitesi çok daha fazladır. Uzmanlar eğer Birleşik Devletler de böyle bir salgın olsaydı ölüm oranının % 30 ile% 50 daha az olacağını söylüyorlar. Gelişmiş ekonomiler Ebola salgını ile başa çıkmak için yeterli kaynaklara sahiptirler. Yani Ebola Afrika’daki kadar gelişmiş ekonomilerde etkili olamaz.

VİRAL HEMORAJİK ATEŞ (VHF) İLE EBOLA’NIN FARKI NEDİR? (8)

Ebola virüsünün en kötü belirtisi kanamalı ateştir. Viralhemorajik ateş (VHF) olarak bilinen  hastalıkta genellikle aşırı kanamaya neden olur. Ebola hemorajik ateşe neden olan Filavoviridaeailesinin birkaç üyesinden birisidir. Ve hemorajik ateşe neden olan en az 3 tane daha virüs ailesi vardır. Bunlar; Bunyavirüsler, Flavivirüsler, Arenavirüslerdir.

Ebola virüsünün şu anda tespit edilen 5 farklı türü vardır. Bunlar:

Bundibugyoebolavirus (BDBV)

Zaire ebolavirus (EBOV)

Restonebolavirus (RESTV)

Sudan ebolavirus (SUDV)

TaiForestebolavirus (TAFV)

BDBV, EBOV ve SDUV Afrika’daki salgınlara sebep olan türlerdir. RESTV’nin ise Filipinler’de ve Çin’de hastalık ve ölüme sebep olmadan insanlar enfekte ettiği gösterilmiştir.

Bir viral hastalık olan sarı humma aşı ile önlenebilir olsa da viralhemorajik ateş hastalıkların büyük bir kısmı için hiçbir tedavi yoktur.

 

BU VİRÜSLERİN ORTAK NOKTASI

Bu virüslerin ortak noktası genetik materyal olarak ribonükleik asit dediğimiz RNA’ları  kullanırlar ve lipitten oluşan bir zar yapısına sahiptirler. Bunlar bir hayvanı ya da böceği konak olarak kullanmalıdırlar yoksa yaşayamazlar.

Fakat dünyanın farklı bölgelerinde hemorajik ateşe neden olan virüs; genetik, ekoloji, fiziki yapı ve etkileri nedeniyle oldukça farklıdır.

Virüsler arasındaki farklılıklara rağmen, VHF sık sık birlikte gruplandırılır.

DOKTORLAR İÇİN EBOLA TESTİ (9)

Ebolayı ilk enfekte olduğu zaman teşhis etmek zordur. Ebola’nın birçok erken belirtisi, sıtma, tifo gibi hastalıklarda da vardır. Yani belirtiler başta nonspesifiktir, yani Ebola hemen hemen her şey gibidir.

Eğer bir kişi 38,6 santigrat derece vücut ısısı, şiddetli baş ağrısı, kas ağrısı, ishal, kusma, karın ağrısı ve nedeni açıklanamayan kanamalar gibi belirtiler gösteriyor ve son 21 günde Ebola olan bir bölgede bulunmuşsa derhal teste tabi tutulmalıdır.

   EBOLA İÇİN TEST

Bir takım testler virüsün genetik materyalini saptamak ya da virüse karşı antikor varlığı olan semptomların başlamasından birkaç gün içinde Ebola’yı teşhis etmek için kullanılabilir.

En doğru ve bize en net sonuçları gösteren test polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) testidir.

Ancak bu test semptomların görüldüğü ilk 3 gün negatif çıkabilir. Bu yüzden bir tanı onaylanmadan önce 3-5 gün hastanede kalınabilir. Bir şekilde hasta hem izole tutulur hem de sıtma gibi yanlış tesisleri  ekarte etmek için zaman kazanılır.

Ebola için başka bir test ise vücudun bağışıklık sistemi tarafından üretilen antikorları arar. Antijen yakalama enzimine bağlı immünosorbent deneyi (ELISA) olarak bilinen bu test virüslü bir kişi için olumlu bir sonuç vermekle birlikte üç günden daha uzun sürebilir.

Bir hastanın Ebola tanısı sonrası, bilim insanları virüsü izole edip elektron mikroskobu kullanarak incelemeyi deneyebilirler. Fakat bu çok risklidir ve yüksek biyogüvenlil laboratuvarlarında yapılmalıdır. Bu şekilde araştırmacılar virüsün yapısını çözebilirler.

Tabi ki Afrika’dan gelen bütün insanlara bu testi uygulamak çok pahalı ve toplumda da paniğe neden olabilir. Dolayısıyla da sadece belirtileri olan ve hastalığın sıfır noktasından gelmiş kişilere bu test yapılır.

EBOLA HASTALARINDA KANAMANIN SEBEBİ NEDİR? (10)

Kanamalar hastalığın geç dönemlerinde olur. Genellikle, Ebola virüsü %30 ile %50 arasında hemorajiksendroma neden olur. Bu kanamalar oldukça şiddetli ve dramatiktir. Ama bir çok Ebola vakasında bu özellik yoktur ve bu kanamalar hastalığın çok geç dönemlerinde ortaya çıkar.

Ebola virüsü pıhtılaşma proteinlerini hızla biriktirir ve damar tıkanıklıklarına sebep olur.  Ve karaciğer, kalp, böbrek gibi hayati organlara kan akışını engeller ve organ hasarına yol açar. Genellikle hemorajiksendromun Ebola virüsü olan hastalarda gelişmesi 5 ile 8 gün sürer. Unutulmamalı ki Ebola hemorajiksendroma neden olan tek virüs değildir. Lassa ateşi, Marburg virüsü de bu şekilde etkili olabilir.

EBOLA CİNSEL İLİŞKİ YOLUYLA BULAŞABİLİR Mİ?

Teorik olarak seks Ebola’nın bulaşması için bir yol fakat muhtemelen ortak iletişim bulaşıcı bir yol değildir.

EBOLA İLETİMİ

Grip ve HIV’in aksine Ebola ile enfekte olanlar belirtileri göstermeye başlayana kadar bulaşıcı değildir. Bu noktada seks bir hastanın zihnindeki en son şey olur. Virüs ölümden sonrada bulaşmaya devam eder. Ebola olan bir maymunda 2004 yılında yapılan araştırmaya göre öldükten sonra 3-4 gün sonrasına kadar bulaşıcı kaldığı görüldü.

SEKS BEKLENMEDİK BİR ROTA

Bir insanın hastayken seks düşünmesi tabi ki de biraz garipsenir. Dolayısıyla şu ana kadar böyle bir vaka olmadı fakat vücut sıvılarıyla temas ile ebola geçebileceği için erkek menisinden de Ebola geçer.

ÖLÜYE SAYGI ÖLÜMCÜL OLABİLİR

Özellikle bazı dinlerde ve geleneklerde olan ölüyü yıkama ve ölünün vücut deliklerini temizleme geleneği bir ölüye saygı göstergesidir. Fakat bu hastalığın yayılmasını teşvik eder. Dolayısıyla da cesetleri yıkamak yerine cesetleri yakmayı tercih etmeliyiz.

EBOLA VİRÜSÜNÜN TEDAVİSİ

Bu virüs 30 yıldır var ve hâlâ bir tedavisi yok. Ebola tedavisi ile insanlar sadece genel olarak tedavi edilirler ve hastaya destek amaçlı tedavilerdir bunlar. Bunlardan biride hastaya sık sık su vermektir.

Hastalar ile 1 metreden daha yakın temaslarda yüzü koruyucu maske, uzun kollu önlük ve eldiven giyilmelidir.

Bu hastalıktan iyileşen erkeklerin 7 haftaya kadar semende virüsü taşıdıkları gösterilmiştir.

Ebola için spesifik bir tedavi olmamasının en büyük sebebi yapılan çalışmaların yüksek biyogüvenlikli koşullarda yapılması ve Ebola virüsünün çok tehlikeli ve öldürücü olmasından dolayı çok az miktarda hastadan izole edilmesi. Şu anda dünyada Ebola virüsünü araştırmak için yeterli biyogüvenlikli sadece 4 laboratuvar vardır.

Bazı hayvan modellerinde deneysel olarak çalışmalar yapılsa da bunlar daha hızlı yapılmalı. Örneğin; bir tedavi yöntemine göre virüsün hücre zarındaki bağlandığı proteinleri tespit ederek bu proteinleri bloke ederek bu virüsün hücre içine girmesi engellenebilir.

 

EBOLA SALGINI’NIN YOĞUN OLARAK GÖRÜLDÜĞÜ ÜLKELER

Afrika’da hastalığın görüldüğü ülkeler:

  • Liberya Cumhuriyeti
  • Gine Cumhuriyeti
  • Sierra Leone Cumhuriyeti
  • Demokratik Kongo Cumhuriyeti
  • Gabon
  • Güney Sudan
  • Fildişi Sahilleri
  • Uganda
  • Kongo Cumhuriyeti

 

FAYDALI LİNKLER:

 

EBOLA VİRÜSÜ POSTERİ: http://visual-science.com/projects/ebola/poster/

EBOLA NASIL KEŞFEDİLDİ?:http://www.wsj.com/video/how-ebola-was-discovered/48E1F956-EA25-46D8-B341-7D4CC9A9A3EF.html

 

REFERANSLAR:

http://www.istanbulsaglik.gov.tr/w/sb/bh/bildirimi_zorunlu_hastaliklar/akut_hem_ates_send.asp

http://www.gata.edu.tr/duyurular/ebola_hemorajik_atesi.doc

http://www.who.int/mediacentre/factsheets/fs103/en/

http://www.cdc.gov/vhf/ebola/symptoms/index.html

http://www.cdc.gov/vhf/ebola/hcp/index.html

http://www.cdc.gov/vhf/ebola/transmission/index.html

http://www.cdc.gov/vhf/ebola/prevention/index.html

http://www.cdc.gov/vhf/ebola/diagnosis/index.html

http://www.cdc.gov/vhf/ebola/treatment/index.html

http://www.cdc.gov/vhf/ebola/exposure/index.html

TRANSFUSION Volume 49, August 2009 Supplement, Ebola Disease

KLİMUD Klinik Viroloji Çalışma Grubu, Ebola Virüsü, 08.08.2014

National Center forEmergingandZoonoticInfectiousDiseases

Division of High-ConsequencePathogensandPathology (DHCPP)

Facebook Yorumları

Bu haber 4797 kez görüntülendi.

Hakkında Konuk Yazar

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

3D Biyoyazıcıyla Fonksiyonel Kalp Kapakçığı Basıldı

Her ne kadar 3D biyoyazıcılarla organ basmak için henüz çok erken olsa da, bir gün …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.