
2022 yılında Hawaii Adaları’nın kuzey denizinin derinliklerinde sarı tuğlalarla döşenmiş bir yol bulundu. Nautilus robotik keşif denizaltıyla keşfedilen bu yol, denizin 3000 metre kadar altında bulunuyor. Sanki kayıp uygarlık Atlantis’e giden bir yol gibi gözüken bu yerin antik kurumuş bir göl yatağı olabileceği düşünülüyor.
Keşif gemisi Nautilus, Papahānaumokuākea Deniz Ulusal Anıtı (PMNM) içindeki Liliʻuokalani sırtını incelerken, bu enteresan yapıyla karşılaştı.
PMNM, dünyadaki en büyük deniz koruma alanlarından biridir; ABD’deki tüm milli parkların toplamından daha büyüktür ve deniz tabanının yalnızca yaklaşık yüzde 3’ünü keşfettik.
Ocean Exploration Trust’taki araştırmacılar, denizin 3000 metreden daha aşağısında yer alan keşfedilmemiş yerlerin en iyi yanı, herkesin bu keşifleri izleyebilmesi.
Denizin 3000 Metre Altında Sarı Tuğlalarla Döşenmiş Bir Yol Gibi
2022 yılının Nisan ayında YouTube’da yayınlanan keşif gezisinin en önemli anları videosunda, derin deniz aracını kullanan araştırmacıların Oz’a giden yolu tesadüfen keşfettikleri an yakalanmıştır.
“Bu Atlantis’e giden yol,” diye haykıran bir araştırmacının sesi telsizden duyulmaktadır.
“Sarı tuğlalı yol mu?” diye karşılık veren başka bir ses duyulur.
“Bu çok tuhaf,” diye ekler ekibin bir başka üyesi.
“Dalga mı geçiyorsun? Bu çılgınca.”
Yaklaşık bin metre derinlikte olmasına rağmen, araştırmacılar tarafından Nootka deniz dağı’nın zirvesinde keşfedilen göl yatağı şaşırtıcı derecede kuru görünüyordu.
Bu oluşum, “kırık bir hiyaloklastit kaya akışı (yüksek enerjili patlamalarda oluşan ve birçok kaya parçacığının deniz tabanına çöktüğü volkanik kaya)” olarak tanımlandı.
Telsizde ekip, zeminin neredeyse bir kabuk gibi soyulabilecek gibi göründüğüne işaret ediyor.
Küçük bir bölümde, volkanik kayaç tuğlalara çarpıcı bir şekilde benzeyen bir şekilde çatlamış.
YouTube videosunun açıklamasında, “Bu benzersiz 90 derecelik çatlaklar, muhtemelen bu pişmiş kenarda meydana gelen çok sayıda patlamadan kaynaklanan ısınma ve soğuma gerilimi ile ilgilidir,” yazıyor.
Dünya’nın yüzeyinin çoğu derin okyanuslardan oluşuyor ve 2025 yılında yapılan bir çalışma, gezegenimizin en büyük ekosisteminin tabanını ne kadar azını bildiğimizi ortaya koyuyor.
Deniz Tabanının Ne Kadarını Görüntüledik ?
Kâr amacı gütmeyen Ocean Discovery League, Scripps Oşinografi Enstitüsü ve Boston Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, kamuya açık verilere dayanarak şimdiye kadar deniz tabanının ne kadarını görüntülediğimizi hesapladı.
İnsanların derin deniz dalışlarını kaydetmeye başladığı 67 yıl boyunca, türümüzün derin deniz tabanının yüzde 0,0006 ile 0,001’i arasında bir kısmını görsel olarak keşfettiği anlaşılıyor.
Bu üst tahmin, sadece 3.823 kilometrekarelik (1.476 mil kare) bir alanı temsil ediyor; bu, ABD’nin en küçük eyaleti olan Rhode Island’dan biraz daha büyük veya Belçika’nın yaklaşık onda biri kadar.
Derin deniz tabanı gibi, bazen bir kavramı gerçekten inanmak için onu görmek gerekir.
İlk bakışta, Liliʻuokalani Sırtı’ndaki sarı tuğla yol etkisi, kolayca harika bir yeni dünyaya giden bir yol olarak yanlış anlaşılabilir. Ve bir bakıma, bu tamamen yanlış da değil.
Sarı tuğla yolu takip etmek, doğru yönde ilerlediğimizin ve yakında Dünya’nın gizli jeolojisi hakkında çok daha fazlasını öğrenebileceğimizin bir işaretidir.
Ocean Exploration Trust araştırmacıları, “Daha önce hiç araştırılmamış bu bölgeyi keşfetmemiz, araştırmacıların bu derin, eski deniz dağlarının kayalık yamaçlarındaki ve içindeki yaşamı daha derinlemesine incelemelerine yardımcı oluyor” dedi.
Uzayın derinliklerinde halen bilinmeyen bir çok sır varken, Dünya gibi küçük bir gezegenin okyanuslarının gizemler barındırması oldukça enteresan gerçekten. Bakalım okyanusların tabanlarında ne gibi bilinmeyen canlılar ve yapılar bulunacak !
https://www.sciencealert.com/scientists-discovered-a-yellow-brick-road-at-the-bottom-of-the-ocean



