
Uzun süredir güvenli olarak bilinen enerji içeceklerinden, protein barlarına kadar bir çok ketojenik üründe bulunan eritritol adlı tatlandırıcının beyin-kan beriyerini aşarak inme riski yaratabileceği bulundu. 2025’de Kolorado Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre,eritritol beyin kan bariyerindeki hücrelere zarar verebilir yani beynin en önemli güvenlik bariyerinden zararlı maddelerin geçmesine neden olabilir.
Bu bulgular, eritritol tüketimini kalp krizi ve felç oranlarındaki artışla ilişkilendiren önceki gözlemsel çalışmalara endişe verici yeni ayrıntılar eklemektedir.
Son yapılan bu çalışmada araştırmacılar, kan-beyin bariyeri hücrelerini, bu bileşikle tatlandırılmış bir gazlı içecek içildikten sonra, tipik olarak görülen eritritol seviyelerine maruz bıraktılar.
Hücre hasarına yol açan ve beyni felcin başlıca nedenlerinden biri olan kan pıhtılarına karşı daha savunmasız hale getirebilecek bir zincirleme reaksiyon gözlemlediler.
Eritritol, bilim insanlarının “oksidatif stres” olarak adlandırdığı süreci tetikleyerek, hücreleri serbest radikaller olarak bilinen zararlı ve son derece reaktif moleküllerle doldururken, aynı zamanda vücudun doğal antioksidan savunma mekanizmalarını da zayıflattı.
Bu çifte saldırı, hücrelerin düzgün işlev görme yeteneğine zarar verdi ve bazı durumlarda hücreleri tamamen öldürdü.
Ancak belki de daha endişe verici olan, eritritolün kan damarlarının kan akışını düzenleme yeteneği üzerindeki etkisiydi.
Sağlıklı kan damarları, trafik kontrolörleri gibi davranır; örneğin egzersiz sırasında organların daha fazla kana ihtiyaç duyduğunda genişler, daha az kan gerektiğinde ise daralır. Bu hassas dengeyi, kan damarlarını gevşeten nitrik oksit ve daraltan endotelin-1 adlı iki temel molekül sayesinde sağlarlar.
Çalışma, eritritolün bu kritik sistemi bozduğunu, nitrik oksit üretimini azaltırken endotelin-1’i artırdığını ortaya koydu. Sonuç olarak, kan damarları tehlikeli derecede daralmış halde kalır ve bu da beyni oksijen ve besin maddelerinden mahrum bırakabilir.
Bu dengesizlik, beyindeki damarları tıkayan kan pıhtılarının neden olduğu iskemik inmenin bilinen bir uyarı işaretidir.
Daha da endişe verici olan ise, eritritolün vücudun kan pıhtılarına karşı doğal savunmasını sabote ettiği görülmüştür. Normalde, kan damarlarında pıhtılar oluştuğunda hücreler, inmeye yol açmadan önce tıkanıklığı çözen doku plazminojen aktivatörü adlı bir “pıhtı çözücü” salgılar. Ancak bu tatlandırıcı, bu koruyucu mekanizmayı engelledi ve pıhtıların serbestçe hasara yol açmasına olanak tanıdı.
Laboratuvar bulguları, insan çalışmalarından elde edilen endişe verici kanıtlarla örtüşmektedir.
Birkaç büyük ölçekli gözlemsel çalışma, düzenli olarak eritritol tüketen kişilerin kalp krizi ve felç dahil olmak üzere kardiyovasküler hastalık riskinin önemli ölçüde daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur.
Binlerce katılımcıyı izleyen önemli bir çalışma, kanında en yüksek eritritol seviyelerine sahip olanların ciddi bir kalp krizi geçirme olasılığının iki kat daha fazla olduğunu ortaya koymuştur.
Ancak bu araştırmanın bazı sınırlamaları bulunmaktadır. Deneyler, tam kan damarları yerine laboratuvar kaplarındaki izole edilmiş hücreler üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu da hücrelerin insan vücudundaki gibi tam olarak davranmayabileceği anlamına gelir.
Bilim insanları, bu etkileri doğrulamak için gerçek fizyolojiyi daha iyi taklit eden gelişmiş “çip üzerinde kan damarı” sistemlerini kullanan daha sofistike testlerin gerekli olacağını kabul etmektedir.
Eritritol Şekerin Sadece % 80’i Kadar Tatlı
Eritritol, tatlandırıcılar arasında benzersiz bir konuma sahip olduğu için bu bulgular özellikle önemlidir. Aspartam veya sukraloz gibi yapay tatlandırıcıların aksine, eritritol teknik olarak bir şeker alkolüdür ve vücudun küçük miktarlarda ürettiği, doğal olarak oluşan bir bileşiktir.
Bu sınıflandırma, kilo kontrolü amacıyla yapay tatlandırıcıların kullanımını caydıran Dünya Sağlık Örgütü’nün son kılavuzlarına dahil edilmesini engellemiştir.
Eritritol, diğer alternatiflere kıyasla şekere daha çok benzediği için gıda üreticileri arasında da popülerlik kazanmıştır.
Sukraloz şekerden 320 kat daha tatlıyken, eritritolun tatlılığının yalnızca yaklaşık %80’ini sağlar; bu da tariflerde aşırı bir tat yaratmadan kullanılmasını kolaylaştırır. Günümüzde binlerce üründe, özellikle de birçok “şekersiz” ve “keto diyetine uygun” gıdada yer almaktadır.
Avrupa Gıda Standartları Ajansı ve ABD Gıda ve İlaç İdaresi dahil olmak üzere düzenleyici kurumlar, eritritolün tüketime uygun olduğunu onaylamıştır. Ancak yeni araştırma, “doğal” şeker alternatiflerinin bile beklenmedik sağlık riskleri taşıyabileceğini gösteren giderek artan kanıt yığınına bir yenisini eklemektedir. Tüketiciler açısından bu bulgular, şeker ikamesinin getirdiği artı ve eksilerle ilgili zorlu sorular ortaya çıkarmaktadır.
Eritritol gibi tatlandırıcılar, kilo yönetimi ve diyabetin önlenmesi için değerli araçlar olabilir; insanların kalori alımını azaltmasına ve kan şekeri dalgalanmalarını kontrol etmesine yardımcı olur.
Ancak düzenli tüketim, beynin koruyucu bariyerlerini potansiyel olarak zayıflatıyor ve kardiyovasküler riski artırıyorsa, bu faydaların bedeli oldukça yüksek olabilir. Araştırma, beslenme bilimindeki daha geniş kapsamlı bir sorunu vurgulamaktadır: modern beslenme düzeninde yaygın hale gelen nispeten yeni gıda katkı maddelerinin uzun vadeli etkilerini anlamak.
Eritritol, insanların aşırı şeker tüketiminin doğrudan zararlarından kaçınmasına yardımcı olabilirken, kan-beyin bariyeri üzerindeki etkisi, sık kullanımın zamanla beyin korumasını sessizce tehlikeye sokabileceğini düşünüyor.
Bilim insanları bu endişe verici bağlantıları araştırmaya devam ederken, tüketiciler bu görünüşte zararsız tatlandırıcıyla olan ilişkilerini yeniden gözden geçirmek isteyebilirler. Belki de herhangi bir şeker ikamesi katkı maddesinin gerçekten risksiz olup olmadığını sorgulayabilirler.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/common-sweetener-may-harm-critical-brain-barrier-risking-stroke
Araştırma 2025’de yayınlanmıştır.


