Çarşamba , Aralık 7 2016
Anasayfa / Bilim / Bilim İnsanları Farelerde Yaşlanmayı Geri Çeviren Vücutta Bulunan Bir Bileşik Keşfettiler

Bilim İnsanları Farelerde Yaşlanmayı Geri Çeviren Vücutta Bulunan Bir Bileşik Keşfettiler

Bilim insanları memelilerde yaşlanmanın geri döndürülebilir olduğunu keşfetti. Yapılan deneyler sonucunda hücrede gerçekleşen moleküler olaylar nedeniyle, yaşlandıkça hücre çekirdeği ile mitokondri arasındaki bağlantının koptuğunu gözlemlediler. Doğal olarak insan vücudunda üretilen bir molekül sayesinde, yaşlanan farelerde bu hücre içi bağlantı yeniden kurulabildi. Bu farelerden alınan doku örnekleri, daha genç farelerdeki dokulara benzer biyolojik işaretler gördü.

Harvard Tıp Okulu tarafından yapılan bilimsel araştırma Genetik Profesörü David Sinclair tarafından yürütülüyor. “ Yaşlanma işlemi bir çift insanı evlendirmeye benzer. Gençken daha iyi iletişim kurarken, yıllar geçtikçe aralarındaki iletişim kopar. İşte yaptığımız iş aynı iletişimi kopan bir çifti birleştirmeye benziyor,” diyor Prof. David Sinclair.

Araştırma Harvard Tıp Okulu, Ulusal Yaşlanma Enstitüsü, New South Wales Üniversitesi tarafından ortak olarak yürütülüyor.

İletişimin Kopması

Mitokondri hücrenin enerji santrali olarak bilinir. İşte mitokondrinin de kendi genomu bulunur. Mitokondrinin zamanla fonksiyonunu yitirmesi nedeniyle Alzheimer ve diabet gibi hastalıklar oluşmakta.

Araştırmacılar mitokondri DNA’ sının yaşlanmayla beraber,  mutasyona uğraması nedeniyle yaşlanmanın geriye döndürülebilmesine şüpheci yaklaşıyorlar. Çünkü mutasyonlar geri çevrilemiyor.

 nucleus-mitokondri yaşlanma-gerçek bilim

yaşlanma geri çevirme

sirt 1farelerde gençlik-gerçek bilim
Sirt1 protein kırmızı, maviler ise kromozom. (Kredi: Ana Gomes)

 

Sinclair ve grubu yaşlanmaya ilişkin bilimsel temeli çalışarak sirtüin adı verilen geni inceledi. Daha önceki çalışmalarda SIRT 1 adı verilen genin üzüm, kırmızı şarap ve fındıkta bulunan resveratrol adı verilen bileşikle aktive olduğu gösterilmişti.

Prof. Sinclair’in laboratuvarından, doktora sonrası bilim insanı Ana Gomes farelerde SIRT 1 genini kaldıramayı denedi. SIRT 1 geni kaldırılan fareler yaşlanma belirtileri göstermeye başladı. Mitokondrilerin işlevlerinde bozulma görülse  de çoğu mitokondri proteininin normal seviyelerde kaldığını görünce şaşırdı. Sadece mitokondri genomu tarafından kodlananlarda düşme görüldü.

“ Bu literatürün önerdiğine aykırıydı,” diyor Ana Gomes. İşte bu durumu inceleyen Gomes ve meslektaşları NAD(Nikotin Amid Dinükleotit) adı verilen molekülün anahtar molekül olduğunu ve hücre çekirdeği ile mitokondri genomu arasında gidip gelerek bilgi aktardığı ve koordinasyon sağladığını keşfettiler. Hücreler mitokondri ile genom arasındaki akış oldukça sağlıklı kalıyor. Burada SIRT 1’in rolü sadece aracılık yapmak, aslında güvenlik görevlisine benziyor;  her işe karışan HIF-1 molekülünün iletişime karışmasını engelliyor.

NAD ‘ın seviyesinin yaşla beraber düşmesinin sebebi halen kesin olarak bilinmiyor. Yeterli NAD olmadan,SIRT 1 proteini HIF-1 ‘ i uzak tutamıyor. Sonrasunda ise HIF-1 artıyor ve çapraz gen iletişiminde kaosa neden oluyor. İşte bu iletişim bozukluğu ise, hücrenin enerji yapma kabiliyetini yitirmesine neden olarak yaşlanma ve hastalanmaya neden oluyor.

Bu proseste yaşanan bozulma mitonkondrinin hızla fonksiyonunu yitirmesine yaşlanma belirtilerinin görülmesine neden oluyor. İşte Gomes, hücrelerde üretilen NAD miktarını arttırarak iletişim ve mitokondri fonksiyonunu hızla arttırabileceğini keşfetti. Eğer bu maddeden günlük olarak yeterince alınırsa , yaşlanmayla gelen bazı sorunlar engellenebilir. Tabi ki, aşırı miktarda mutasyon olmadan.

Ayrıca HIF-1 proteininin kanserle de önemli bir ilişkisi olduğu görüldü. HIF-1 normalde vücut oksijensiz kaldığında harekete geçiyor. Normalde yaşlanana kadar sessiz kalıyor. Bu nedenle yaşlandıkça kanser riskinin artışının da HIF-1 proteinine bağlı olduğu da söyleniyor.

 

Tedavi mi?

Ama bu ilaç kendi başına bir ‘yaşlanma tedavisi’ değil. DNA’nın zaman içinde zarar görmesi veya telomerlerin kısalması hiçbir zaman tersine çevrilemeyecek.

BBC’ye konuşan Dr. Gomes “Yaşlanmanın birçok etkeni olduğundan ortada tedavi edilecek tek bir unsur yok. Tüm yaşlanma etkenlerini tedavi etmek de bu yüzden oldukça zor.” dedi.

Araştırma ekibi 2015 yılında klinik deneylere başlamak istiyor. Ama Dr. Gomes bu tedavinin insanlarda uygulanması için daha çok zaman olduğuna dikkat çekiyor.

Londra’da bulunan Kings College’den Prof. Tim Spector “Yaşlanma sürecinin bazı kısımlarının tersine çevrilebilir olduğu bulgusu oldukça heyecan verici. Ama fareler üzerinde yapılan deneylerle insanlarda yan etki bırakmayacak şekilde yaşlanmanın gerçekten de geri alınabileceğini kanıtlamak arasında büyük fark var.” dedi.

Fakat yine de mitokondriyal hastalıklardan Tip 1 ve Tip 2 diabet bu şekilde güvenle tedavi edilebilir.

Kaynak : http://www.sciencedaily.com/releases/2013/12/131219130738.htm

  1. Ana P. Gomes, Nathan L. Price, Alvin J.Y. Ling, Javid J. Moslehi, Magdalene K. Montgomery, Luis Rajman, James P. White, João S. Teodoro, Christiane D. Wrann, Basil P. Hubbard, Evi M. Mercken, Carlos M. Palmeira, Rafael de Cabo, Anabela P. Rolo, Nigel Turner, Eric L. Bell, David A. Sinclair. Declining NAD Induces a Pseudohypoxic State Disrupting Nuclear-Mitochondrial Communication during AgingCell, 2013; 155 (7): 1624 DOI:10.1016/j.cell.2013.11.037

 

Facebook Yorumları

Hakkında Oğuz Sezgin

Özel bir şirkette kalite kontrol müdürlüğü yapıyorum. Anadolu Üniversitesi 2006 Fen Fakültesi Kimya mezunuyum. Bilim ve teknoloji meraklısı olarak günümüzde Türkiye' de bilim ve teknoloji sitelerindeki eksikliği görerek, Gerçek Bilim'i kurdum. Bu sitede gördüğünüz çoğu bilimsel haber ve teknoloji yazısını oldukça ciddi kaynaklardan toplayarak sizin için çeviriyor ve geliştiriyorum. Gerçek Bilim'deki diğer yazarlar ve ben, her gün baş döndürücü şekilde değişen bilim ve teknoloji haberlerini size aktarıyoruz

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Kök Hücrelerden İnsan Bağırsağı Üretildi

  Fransız ve Amerikalı bilim adamları, ilk kez, kök hücreden sinir hücrelerine sahip, işlevini yerine …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*