Çarşamba , Aralık 11 2019
Anasayfa / Bilim-Kurgu Sinema / Interstellar Filmindeki Yıldızlar Arası Yolculuk Bilimsel Açıdan Mümkün Mü?

Interstellar Filmindeki Yıldızlar Arası Yolculuk Bilimsel Açıdan Mümkün Mü?

interstellar-christopher-nolan-poster

7 Kasım 2014’de vizyona girecek Interstellar filmi bilimin en enteresan konulardan biri olan solucan delikleri ve insanlığın yıldızlar arası uzay yolculuğu konu alınıyor.  Derin uzay yolculuğu da denilen bu yolculuk acaba mümkün mü?

Evren gerçekten çok büyük ve halen genişlemeye devam ediyor. Bize en yakın yıldız, Proxima Centauri, bile 4.22 ışık yılı uzakta. En hızlı ilerleyen Voyager uzay gemisi bile bu yıldıza ancak 80,000 yıl sonra ulaşabilir. Peki en yakın yıldıza bile ulaşmak bu kadar imkansızken biz buraya nasıl ulaşabiliriz? İşte bir bilim kurgu teorisi olan solucan delikleri sayesinde bu kadar uzağa belki de ulaşabiliriz. Solucan delikleri aslında evrende iki nokta arasındaki boyutsal düzlemde teorik tünellere benzeyen kısa yollar. Bununla beraber solucan delikleri hayli dengesiz olduğundan içine giren yabancı maddelerin onun tümüyle çöküşüne neden olabileceği düşünülüyor.

Teoride solucan delikleri uzay-zamanda tünel benzeri bağlantılar yaparak evrenin iki devasa bölgesi arasında daha kısa bir yola benziyor. Solucan delikleri üzerine, sayısız kitap, Tv şovu ve hatta filmler yapıldı. Star Trek’te bir bölümde bu konu işleniyor.

Interstellar ‘da da yeni bir dünya bulmak için yeni keşfedilen bir solucan deliği kullanılıyor. Peki bugün halen imkansız gözüken solucan delikleri yardımıyla bir başka galaksiye veya evrene  gitmek mümkün mü?

Bilimsel açıdan mümkün görünmese de halen bir olasılık var. Buna rağmen sıra dışı bir solucan deliği için çok özel durumlar ve de tabi ki bu deliğin yerini tespit etmek lazım.

 

Solucan Deliği Nedir ?

1900’lerin başlarına kadar Newton’ın çekim kanunu yerini korumuştur. Bu kanun evrendeki her nesneyi tanımlayan bir kanundu. Her nesne  bir diğerine bir doğuştan kuvvet uygulayarak etkileşir. Nesne büyüdükçe çekim kuvveti de artar. İşte bu nedenle Dünya’da bizi çektiğinden ayaklarımız yere basar.

Fakat 1915’de Albert Einstein bu fikri tümüyle yırttı attı. Einstein kütle çekiminin sonuçta gerçekten uzay-zaman sürekliliğini büktüğünü gösterdi. Özellikle çok büyük olması uzay zamanda büyük bir iz bırakır.

İşte bu uzay zamandaki deformasyon çekim etkilerini de arttırır. “ Orda kendiniz ve bir diğer kütle olduğunu varsayın. Siz uzay zamanı kendi etrafınızda bükerken, diğer kütle de kendi etrafında büker ve her ikiniz de birbirinizin kuyularına çekilirsiniz,” diyor Carnegie Mellon Üniversitesi’den fizik profesörü Richard Holman.

İşte şimdi solucan delikleriyle bunun ilişkisine geliyoruz. Einstein ve meslektaşı Nathan Rosen’e göre bu gibi iki farklı nokta arasında bükülen uzay-zaman sonunda bu iki noktayı bağlayan düz veya eğik bir tünel oluşturabilir.

Einstein’a dayalı matematiksel modeller solucan deliklerinin var olabileceğini tahmin etse, şimdiye kadar bir solucan deliği bulunamadı. Nagoya Üniversitesi’nden astro-fizikçi Fumio Abe uzay gemilerinin geçebileceği kadar büyük solucan deliklerini bulmak için,  yıldızların parlaklarının tünellerin önünden geçerken değişimine bakılarak bulunabileceğini öngörüyor.
Parlaklıktaki dalgalanma yerçekimsel lensleme etkisi adı verilen bir etkiyle ölçülebilir. Buna rağmen bu kadar büyük solucan deliklerinin yakın zamanda bulunma şansı yok.

interstellar-resim

Solucan Deliklerindeki Problemler Nedir ?

Fizikçiler hangi solucan deliklerinin doğal olarak oluştuğunu gösteren bir yöntem bulamadılar. Buna rağmen teorik fizikçi John Wheeler solucan deliklerini kendi kuantum köpük hipotezine göre anlık olarak oluşup sonra yok olabileceğini öngörüyor. Bu fikre göre sanal parçacıklar, oldukça tuhaf bir şekilde her zaman ansızın var olup yok olabiliyorlar.

Maalesef Wheeler hipotezine göre bu solucan delikleri inanılmaz küçük(10-33 cm) oluyor. Peki bu solucan delikleri büyüterek var etmek mümkün olsa bu seferde tuhaf bir egzotik maddeye ihtiyacınız olacak.

“Evrendeki genel madde kuralına göre pozitif enerji yoğunluğu pozitif basınç yaratır. Egzotik madde ise biraz daha farklı. Bu madde negatif enerji yoğunluğu ve veya negatif basınca sahip. Böylece negatif ve pozitif enerji grubu maddeye ya da tam tersine sahip olabilirsiniz,” diyor Austin Gelişmiş Araştırmalar Enstitüsü’nden kıdemli fizikçi Eric Davis.

Egzotik maddenin negatif özellikleri solucan deliğinin sayesinde solucan deliğini dışarı doğru büyütmek bir uzay gemisini içeriden geçirecek kadar stabil bir tünel yapılabilir. Tabi egzotik madde sadece teoride olduğundan böyle bir maddeyi nerde bulabiliriz?

Fakat hipotez olarak, küçük bir solucan deliği bulsak bundan bir şekilde egzotik madde elde etsek, belki de bir mekiğin geçebileceği kadar genişletebiliriz. Egzotik madde solucan deliğini dengesizleştirme olasılığı var. Yani girerseniz ölürsünüz.

Solucan delikleriyle ilgili pek çok uyarı olsa da işte bu gerçekten önemli bir uyarı. Solucan delikleri iki farklı uzay zamana bağlı olabilir. Yani solucan deliğinden girdiğinizde evrende farklı bir zamana gidebilirsiniz. Hatta bazı teoriler bazıları solucan  deliklerinin tümüyle farklı evrenlere bağlantı oluşturabileceğini iddia ediyor.

Uzay yolculuğu için solucan deliği kullanma fikrinde Davis,  Holman’a göre biraz daha iyimser. Davis’e göre egzotik madde elde etmek için sıfırdan çalışır bir solucan deliği elde etmek yeterli. Tabi ki Holman çok daha gerçekçi bir yaklaşıma sahip.

“Eğer siz bunu gerçekten yapabilecek olsanız ,bütün dış gezegenler ve yıldızlar orada ve birileri bunu çoktan yapmış olurdu. Evrenin belli bir kısmına baksak da halen bir kanıt görmüyoruz. Bu size belki de zor yoldan yolculuk etmeniz gerektiğini söylüyor,” diyor Holman.

Christopher Nolan’ın yönettiği Interstellar filmini merakla beklemekteyiz. Umarız Prometheus kadar çarpıcı bir yapımla karşılaşırız.

Kaynaklar : PopSci

sinemalar.com

 

Facebook Yorumları

Bu haber 23919 kez görüntülendi.

Hakkında Oğuz Sezgin

Bir bilim sever ve kimyager olarak, internetteki eksikliği görerek Gerçek Bilim’i 2012'de kurdum. Bu sitede gördüğünüz pek çok bilim ve teknoloji haberini oldukça ciddi kaynaklardan toplayarak sizin için araştırıyor, çeviriyor ve geliştiriyorum. Gerçek Bilim'deki diğer yazarlar ve ben, her gün baş döndürücü şekilde gelişen bilim ve teknoloji haberlerini size aktarmaktan kıvanç duyarız.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

3. Asteroit Madenciliği ve Çalıştayı 16 Aralık’ta

16 Aralık 2019 bu yıl 3. kez Ege Üniversitesi’nden Asteroit Madenciliği ve Çalıştayı düzenlenecek. Geleceğin …

3 yorumlar

  1. Farkli evrenlere yolculuktan cok farkli evrenler var mi? Yada gunumuz kimyasal yakitli roketlerin karsi madde ile calisan motolar yaparak gelitirilmesi cok daha onemli bir konu. Evren tahmin edilen boyutlardan cok daha kucuk yada buyuk olabilir yani bir solucan deligi olustursak bile nereye cikis yapacagimizi asla kestiremeyiz belkide bir kara deligin merkezine yada bir pulsara en kotusu de bir kuasara.

    • Kara delikler gizemli yapılar , halen yeterince aydınlatılmış değil. Bazı görüşler kara deliğe çekilen cisimlerin yok olacağını savunurken,bazıları farklı bir boyuta geçeceğini savunuyor. Gerçekten kara deliğe çekilen bir cismin tüm bilgisi de(information) kaybolur mu bilemiyoruz.

  2. İsmail Gültekin

    Yorumum aniden yazdığım esnada hemen silinerek kayıp oldu. Bir saygısızlık değilse bu vaziyete çok şaşırdım. Siyaset içermiyordu velakin zülfü yâre dokunduk galiba. Sürçü lisan etti isek af ola. İyi gecele tatlı rüyalar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.