Perşembe , Ağustos 22 2019
Anasayfa / Astronomi / Hubble Uzay Teleskobu’yla Görüntülenen 10 Muhteşem Fotoğraf

Hubble Uzay Teleskobu’yla Görüntülenen 10 Muhteşem Fotoğraf

Bu haberimizde size Hubble Uzay Teleskobu’yla çekilen 10 muhteşem fotoğraftan bahsedeceğim.

Hubble hakkında kısa bir bilgi

Hubble Uzay Teleskobu, 24 Nisan 1990’da başlayan STS-31 Görevi esnasında Uzay Mekiği Discovery tarafından 560 km yükseklikteki Dünya etrafındaki yörüngesine yerleştirilmiş bir uzay teleskobudur. HUT olarak da adlandırılmakta olan Hubble Uzay Teleskobu, uzaya gönderilen ilk teleskop olmamasına rağmen, fonksiyonları ve de başarıları nedeniyle evreni izleyen en önemli gözümüz konumundadır. Ayrıca 2.4 metre çaplı ana aynasıyla, bugüne kadar uzaya yerleştirdiğimiz en büyük teleskoptur. Sadece görünür ışıkta değil, kızılötesi ve morötesi ışıkta da gözlem yapabilmektedir.

Hubble Uzay Teleskobu tasarlanırken eklenen bir özellik, kendini benzerlerinden ayıran en önemli noktalardan birisi olmuştur. O da HUT’un, bakımı uzayda astronotlar tarafından yapılabilecek şekilde tasarlanan tek uzay teleskobu olmasıdır. Bu özellik sayesinde, teleskobu Dünya’ya getirmek zorunda kalmadan astronotların uzayda bakım yapılabilmesi mümkün olmakta. Öyle ki, fırlatıldıktan günümüze kadar geçen süreç içerisine bu teleskoba toplamda 5 sefer bakım ve yenileme yapılmıştır.

İlk bakım uçuşu “mecburi olarak” 1993 yılında yapıldı. Bunun sebebi teleskobun aynasını yapan şirketin(Perkin Elmer) aynayı hatalı (ters) üretmiş olmasıydı. Ayna hatalı olduğu için gelen görüntüler bulanıktı. Uzayda ayna değiştirmek imkansızdı, Dünya’ya geri getirip onarmak ise çok masraflıydı. Ancak, geliştirilen özel bir optik düzenek, 1993’te uzayda teleskoba takılınca mükemmel görüntüler elde edilmeye başlandı. Tabiri caiz ise, Hubble’a bir “gözlük” takıldı ve yeniden net görmeye başladı

1-) Celestial Fireworks (Göksel havai fişekler)

1990’da uzaya fırlatılan Hubble şu ana kadar sayısız gözlem yaptı. NASA da bir süre önce 25’inci yılı anısına teleskobun çektiği en etkileyici fotoğrafları yayımlamıştı. Bunlardan birisi ”Gökyüzündeki havai fişek” gibi bir birinden uzak ve araba farı gibi parıltılayan bu yıldızlar, Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA), uzay teleskobu Hubble’ın 25. yılını kutlamak için özel olarak çekildi. Hubble Teleskobun uzay araştırmalarında beklenenden büyük bir çığır açtığını ifade eden bilim insanları, teleskobun hassasiyeti ve çözünürlük özellikleri sayesinde yıldızlar arasındaki farklılıkların hatta bir küme içerisindeki yıldızın özelliklerini bile keşfedebildiklerini dile getiriyor.



NASA, ESA, the Hubble Heritage Team (STScI/AURA), A. Nota (ESA/STScI), and the Westerlund 2 Science Team

2.Rose Made Of Galaxies Arp 273 (Galaksilerden Oluşan Bir Gül Arp 273)

UGC 1813 olarak bilinen gökadanın diski, aşağıdaki gökadanın kütleçekim etkisiyle güle benzer bir şekilde bozulmaya uğramıştır ve çekirdeğinde aktif yıldız oluşumlarına dair izler taşımaktadır. Bu göz alıcı fotoğraf, Hubble Uzay Teleskobu’nun yörüngedeki 21. yılını kutlamak amacıyla yayımlanmıştır.

Kaynak : http://hubblesite.org/gallery/wallpaper/pr2011011a/

3- Karadeliklerin Çarpıştığında

Bir “kuantum çekimi kuramı”nın olmasını gerekli kılan bu konudaki düşünceler, kara deliğin sadece ufkuna yakın uzaya bağlı entropiyle sınırlı ve bitmiş bir niceliğin var olabileceğini öne sürmektedir. Kara deliğe düşen madde ve enerjinin her türlü entropisi göz önünde bulundurulurken “Hawking ışınımı” değişkenliğinden ziyade, ufuk entropisi değişkenliği daha tatminkar görünmektedir. Yine de pek çok mesele açıklığa kavuşmamış durumda ortada durmaktadır, özellikle kuantum konusunda. 21. yüzyıl’ın başından beri henüz çözülememiş temel fizik meselelerinden biri, ünlü enformasyon paradoksudur. “Saçsızlık kuramı”  nedeniyle, kara deliklerin içine girmiş olanları a posteriori olarak saptamak mümkün değildir. Bununla birlikte kara delikten uzaktaki bir gözlemcinin bakış açısından düşünülürse, enformasyon tümüyle yok olmuş da sayılamaz; çünkü vaktiyle kara deliğe düşmüş durumda bulunan madde, ışık yılı uzaklıklar göz önünde bulundurulursa, gözlemci tarafından henüz görülebilmektedir. Şu halde kara deliği oluşturan enformasyon kayıp mıdır, değil midir?

Kaynak : https://tr.wikipedia.org/wiki/Kara_delik

4- The Pillars Of Creation (Yaratılış Sütunları-Kartal Bulutsusu)

Uzayda 25. yılını kutlayan Hubble, 6 bin 500 ışık yılı uzaktaki Kartal Bulutsusu’nda bulunan bu ”Yaratılış Sütunları” adlı ünlü bölgenin yeni bir fotoğrafını çekti. Bu yeni görsel ilkinden de görkemli.

Credits: NASA, ESA and the Hubble Heritage Team (STScI/AURA)

5-) The Lagoon Nebula M8 – NGC 6523 (Deniz Kulağı Bulutsusu M8 – NGC 6523)

Deniz Kulağı Bulutsusu (ayrıca Messier 8, M8, veya NGC 6523 olarak da bilinir) Yay takımyıldızı yönünde yaklaşık olarak 4000 – 6000 ışık yılı uzaklıkta bulunan çok büyük bir bulutsu. H II bölgesi ve Salma bulutsu olarak sınıflandırılmıştır. Deniz Kulağı Bulutsusu’nun merkezi, muhteşem bir yıldız oluşum hortumudur. Her biri kabaca yarım ışıkyılı uzunluğa sahip huni biçimli en az iki bulut, aşırı güçlü yıldız rüzgarları ve enerji yüklü yoğun yıldız ışığı ile oluşmuştur. NASA bu renkli resmi, Ağustos 2015’te yayınlandı.

Kaynak : https://tr.wikipedia.org/wiki/Deniz_Kula%C4%9F%C4%B1_Bulutsusuhttps://www.nasa.gov/image-feature/stormy-seas-in-sagittarius/

6- Eta Carinae (Sahte Süpernova-Homunculus Bulutsusu)

Eta Carinae üstündevi ve onun etrafını saran Homunculus Bulutsusu’nun, Hubble Uzay Teleskobu tarafından çekilmiş görüntüsü. Eta Carinae, 165 yıl önce gizemli bir şekilde gecenin en parlak 2. yıldızı haline geldi ve bu yaklaşık 20 yıl sürdü. Etrafındaki Homunculus Bulutsusu’nun bu patlama sırasında oluştuğu düşünülmektedir. Bulutsunun merkezinde Eta Carinae’den yansıyan mor renkli ışık görülebilmektedir. Eta Carinae halen beklenmedik patlamalar geçirmekte olup, büyük kütlesi ve değişkenliği onu önümüzdeki birkaç milyon yıl içerisinde patlayabilecek görkemli bir üstnova adayı haline getirmektedir. Eta Carinae Karina takımyıldızı içinde yaklaşık olarak 7.500 ışık yılı uzaklıkta bulunan bir yıldız sistemidir. En az iki yıldızdan oluştuğu düşünülen sistemin birincil bileşeni bir Mavi ışık değişeni (LBV) dir. Başlangıçta kütlesinin 150 güneş kütlesi olduğu hesaplanan birincil bileşenin, en az 30 güneş kütlesini kaybettiği düşünülmektedir. Şu an bileşik bolometrik aydınlatma gücü Güneş’in 5 milyon katıdır. Günümüzde göreceli ayrıntı ile incelenebilen en büyük yıldızdır. Eta Carinae’yı çevreleyen büyük ve kalın kırmızı bulutsudan dolayı diğer bileşeni optik olarak görmek imkansızdır. Ancak buna rağmen 30 güneş kütlesine sahip sıcak bir üstdevin, birincil etrafında yörüngede olduğu bilinmektedir.

Kaynak : https://tr.wikipedia.org/wiki/Eta_Carinae

Image Credit: NASA, ESA, Hubble; Processing & License: Judy Schmidt

7- Sarmal gökada NGC 3521

Frederick William Herschel tarafından 22 Şubat 1784 tarihinde keşfedilmiştir. NGC 3521 Aslan takımyıldızı yönünde Dünya’dan yaklaşık 35-40 milyon ışık yılı uzaklıkta bulunan SABbc türü bir sarmal gökada. Başka bir gökadayla çarpışması sonucu düzensiz bir hale oluşmuştur.

Credit: Hubble Legacy ArchiveESANASA Processing – Robert Gendler

Kaynaklar.

https://en.wikipedia.org/wiki/NGC_3521

http://www.sci-news.com/astronomy/science-hubble-ngc3521-bubble-galaxy-03255.html

https://en.wikipedia.org/wiki/William_Herschel

8- DI Chamaeleontis Smoke Ring for a Halo (DI Chamaeleontis Bir ışık halkası için duman halka)

Hen 3-593 veya HIP 54365 olarak da bilinen, Chamaeleon takımyıldızı içinde dörtlü bir yıldız sisteminde yer alan bu Işık halkası Dünya’dan kabaca 700 ışıkyılı uzaklıktadır. DI Cha ismi ile anılan sigara dumanı gibi iz bırakan bu yıldız sistemi Ekim 2015’te Hubble tarafından görüntülendi.

Kaynak : https://en.wikipedia.org/wiki/DI_Chamaeleontis

Fotoğraf Telifi : ESA/Hubble & NASA, Acknowledgement: Judy Schmidt

Sombrero Gökadası, Başak takımyıldızı yönünde bulunan bir Çubuksuz sarmal gökada. 1767 Mart ayında Pierre Méchain tarafından keşfedilmiştir. Parlak bir çekirdeği, alışılmadık derecede büyük bir merkezi şişlik ve eğik diskinde önemli bir toz şeridi vardır. Karanlık toz şeridi ve şişkinliği bu gökadaya sombrero görünümünü verir. Gökada, +8.3 görünen parlaklığı ile amatör teleskoplarla kolayca gözlemlenebilir. Büyük şişkinlik, merkezi süperbüyük kütleli kara delik ve toz şeridiyle tüm profesyonel gökbilimcilerin dikkatini çekmiştir. Sombrero Gökadası’nın Spitzer Uzay Teleskobu tarafından çekilmiş kızılötesi görüntüsü ile Hubble Uzay Teleskobu tarafından çekilmiş görüntüsünün kompoziti.

9- Ünlü Sombrero Gökadası M104

Kaynak : https://en.wikipedia.org/wiki/Sombrero_Galaxy

10- Andromeda Galaksisi

Mitolojik bir kavram olan Andromeda’nın Türkçedeki karşılığı zincire vurulmuş kız anlamına da gelmektedir. Andromeda Takımyıldızı’nda bulunan bir sarmal galaksidir. Spitzer Uzay Teleskobundan elde edilen verilere göre bir trilyon yıldıza ev sahipliği yapmaktadır. Samanyolu galaksisi ile arasındaki uzaklık yaklaşık olarak 2,2 milyon ışık yılıdır. 2006 ölçümlerine göre Samanyolu, Andromeda’nın kütlesinin ancak ~80%’ine sahiptir. Andromeda’nın bir diğer özelliği ise çıplak göz ile Dünya’dan görülebilen en uzak gök cismi olmasıdır. Ayrıca Samanyolu’na en yakın büyük galaksidir. Andromeda Galaksisi, ilk defa M.S. 964 yılında İranlı astronomu Abdurrahman el-Sufi tarafından çıplak gözle gözlenmiştir. “Küçük Bulut” olarak adlandırdığı bu cismi “Sabit Yıldızlar” adlı eserinde tanımlamıştır.

Kaynak : https://tr.wikipedia.org/wiki/Andromeda_Galaksisi



10. Fotoğraf Telifi :  M31, the Andromeda Galaxy (now with h-alpha)

Hubble hakkında: https://www.kozmikanafor.com/hubble-uzay-teleskobu-25-yasinda/

Facebook Yorumları

Bu haber 22461 kez görüntülendi.

Hakkında Oğuz Sezgin

Bir bilim sever ve kimyager olarak, internetteki eksikliği görerek Gerçek Bilim’i 2012'de kurdum. Bu sitede gördüğünüz pek çok bilim ve teknoloji haberini oldukça ciddi kaynaklardan toplayarak sizin için araştırıyor, çeviriyor ve geliştiriyorum. Gerçek Bilim'deki diğer yazarlar ve ben, her gün baş döndürücü şekilde gelişen bilim ve teknoloji haberlerini size aktarmaktan kıvanç duyarız.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

LightSail 2 Güneş Yelkenlisi Yörüngede Hareket Etmeye Başladı

The Planetary Society’nin CubeSat uydusu LightSail2 ile uzayda tarih yazmaya başladı. Kar amacı gütmeyen kuruluş …

Bir yorum geldi

  1. ismail taşkın

    UZAYDA GELİŞMELER KAYDETMEK ÇOK GÜZEL BİŞİ 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.