Çarşamba , Kasım 21 2018
Anasayfa / Astronomi / GAMA Araştırması Evrenin Yavaşca Öldüğünü Gösteriyor

GAMA Araştırması Evrenin Yavaşca Öldüğünü Gösteriyor

evrenölüyor-gamaaraştırması-gerçekbilin
Uluslarası gökbilimcilerden oluşan bir ekip 200,000’den fazla gökadayı(galaksiyi) inceleyerek  Evren’imizden yayılan enerji en hassas şekilde ölçtü ve evrenimizin yavaş yavaş öldüğünü gösterdi. Bugüne kadar yapılan en hırslı ve kapsamlı araştırmada GALEX, Herschel ve WISE yörünge teleskoplarından alınan veriler kullanıldı.Evren’in bir bölümünden bugün yayılan enerjinin iki milyar yıl öncesine göre yaklaşık yarısı kadar olduğunu onayladılar ve bu bulgunun mor-ötesinden uzak kırmızı-ötesine kadar tüm dalgaboylarında geçerli olduğunu buldular. Evet, Evren yavaşça ölüyor.

Çalışmada dünyanın en güçlü teleskopları kullanıldı, bunlar arasında ESO’nun Şili’deki Paranal Gözlemevi’nde bulunan VISTA ve VST tarama teleskopları da yer alıyor. Destekleyici gözlemler ise NASA tarafından yönetilen iki yörünge uzay teleskopu (GALEX ve WISW) ile Avrupa Uzay Ajansı’na ait bir teleskopla (Herschel) gerçekleştirildi [1].

Araştırma şimdiye kadar bir araya getirilmiş en geniş çoklu-dalgaboyu taraması olan Gökada ve Kütle Birliği (GAMA) projesinin bir parçasıdır.

Uzayda ve yerde konuşlanmış elde edebildiğimiz tüm teleskopları kullanarak 200 000’den fazla gökadanın enerji çıktısını mümkün olan en geniş dalgaboyu aralığında ölçmeye çalıştık,” diyor GAMA ekibine liderlik eden Simon Driver (ICRAR, Western Avustralya Üniversitesi).

Tarama verileri şu anda tüm dünyadaki gökbilimcilerin kullanımına açık hale getirilmiş olup, her gökadaya ait mor-ötesinden kırmızı-ötesine 21 dalgaboyunda enerji çıktısı ölçümlerini içermektedir. Bu veri setleri bilim insanlarının farklı türdeki gökadaların nasıl oluştukları ve evrimleştiklerini daha iyi anlamalarına yardımcı olacak.

Daha sonra bir kısmı kütleye dönüşen Evren’deki tüm enerji Büyük Patlama ile ortaya çıktı. Yıldızlar parlayarak kütleyi, Einstein’ın ünlü E=mc2 eşitliğinde belirtildiği üzere tekrar enerjiye dönüştürürler [2]. GAMA çalışması ile günümüzde ve geçmişte farklı zamanlarda uzayın geniş bir hacminde üretilen enerjiyi görüntüleyerek modellenmesi amaçlanıyor.

Evren’de çalkalanan enerjinin büyük bir kısmı Büyük Patlama’dan sonra ortaya çıkmış olsa da, ilave enerji yıldızlar tarafından hidrojen ve helyum gibi elementlerini birleştirdikleri sırada sürekli olarak üretilmektedir,” diyor Simon Driver. “Bu yeni enerji ya gökada boyunca ilerlediği sırada toz tarafından soğuruluyor, ya da gökadalar-arası uzaya kaçarak, başka bir yıldız, bir gezegen, ya da, ara sıra, bir teleskop aynası, gibi birşeye çarpana kadar ilerliyor.

Evren’in yavaşça sönükleştiği gerçeği 1990’ların sonundan bu yana biliniyordu, ancak yakın Evren’in enerji çıktısı ile ilgili en kapsamlı araştırma olan bu çalışma ile bunun mor-ötesinden kırmızı-ötesine kadar tüm dalgaboylarında gerçekleştiği gösterildi.

Evren bu noktadan itibaren zayıflayarak yavaşça yaşlanıyor. Evren aslında kanepeye uzanıp üzerine bir battaniye çekerek sonsuza kadar uyumak üzere,” diyor son olarak Simon Driver.

Araştırma ekibi, aralarında, önümüzdeki on yıl içerisinde Avustralya ve Güney Afrika’ya kurulacak olan, dünyanın en büyük radyo teleskopu Kilometre Kare Dizgesi’nin de yer aldığı yeni kuşak tesisleri kullanarak çalışmayı genişletmeyi ve Evren’in tüm tarihi boyunca üretilen enerjiyi görüntülemeyi umut ediyor.

Ekip bu çalışmayı 10 Ağustos 2015 günü, Uluslararası Gökbilim Birliği’nin Honolulu, Hawaii’deki XXIX. Genel Kurulu’nda sunacak.

Notlar

[1] Artan dalgaboyuna göre kullanılan teleskoplar ve tarama verileri şunlardır: GALEXSDSSVST (KiDS survey), AATVISTA(VIKING survey)/UKIRTWISEHerschel (PACS/SPIRE).

[2] Evren’in enerji çıktısının büyük bir kısmı yıldızlarda meydana gelen çekirdek birleşmelerinden (nükleer füzyon) kaynaklanmaktadır, bu sırada kütle yavaşça enerjiye dönüştürülür. Diğer bir ana kaynak ise gökadaların merkezlerinde yer alan karadeliklerin etrafındaki çok sıcak disklerdir, burada ise kuasarlar ve diğer aktif gökada çekirdeklerinde kütleçekimsel enerji elektromanyetik ışımaya dönüştürülmektedir. Çok daha uzun dalgaboyundaki ışımalar iç kısımlarındaki yıldızlardan yayılan enerjiyi tekrar ışıma yaparak uzaya salan dev toz bulutlarından gelmektedir.

Daha fazla bilgi

Bu araştırma S. Driver ve arkadaşlarınca kaleme alınan “Galaxy And Mass Assembly (GAMA): Panchromatic Data Release (far-UV—far-IR) and the low-z energy budget” başlıklı bir makale olarak Monthly Notices of the Royal Astronomical Societyadlı dergide yayımlanmak üzere sunulacaktır. Ayrıca UAB’nin Hawaii’deki Genel Kurulu’nda 10 Ağustos 2015 günü yapılacak olan bir konuşma ve basın açıklamasının konusudur.

Araştırma ekibinde Simon P. Driver (ICRAR, The University of Western Avustralya, Crawley, Western Avustralya, Avustralya [ICRAR]; University of St Andrews, Birleşik Krallık), Angus H. Wright (ICRAR), Stephen K. Andrews (ICRAR), Luke J. Davies (ICRAR) , Prajwal R. Kafle (ICRAR), Rebecca Lange (ICRAR), Amanda J. Moffett (ICRAR) , Elizabeth Mannering (ICRAR), Aaron S. G. Robotham (ICRAR), Kevin Vinsen (ICRAR), Mehmet Alpaslan (NASA Ames Research Centre, Mountain View, California, Birleşik Devletler), Ellen Andrae (Max Planck Institute for Nuclear Physics, Heidelberg, Almanya [MPIK]), Ivan K. Baldry (Liverpool John Moores University, Liverpool, Birleşik Krallık), Amanda E. Bauer (Avustralyan Astronomical Observatory, North Ryde, NSW, Avustralya [AAO]), Steve Bamford (University of Nottingham, Birleşik Krallık), Joss Bland-Hawthorn (University of Sydney, NSW, Avustralya), Nathan Bourne (Institute for Astronomy, University of Edinburgh, Royal Observatory, Edinburgh, Birleşik Krallık), Sarah Brough (AAO), Michael J. I. Brown (Monash University, Clayton, Victoria, Avustralya), Michelle E. Cluver (The University of Western Cape, Bellville, South Africa), Scott Croom (University of Sydney, NSW, Avustralya), Matthew Colless (Avustralyan National University, Canberra, ACT, Avustralya), Christopher J. Conselice (University of Nottingham, Birleşik Krallık), Elisabete da Cunha (Macquarie University, Sydney NSW, Avustralya), Roberto De Propris (University of Turku, Piikkiö, Finlandiya), Michael Drinkwater (Queensland University of Technology, Brisbane, Queensland, Avustralya), Loretta Dunne (Institute for Astronomy, University of Edinburgh, Royal Observatory, Edinburgh, Birleşik Krallık; Cardiff University, Cardiff, Birleşik Krallık), Steve Eales (Cardiff University, Cardiff, Birleşik Krallık), Alastair Edge (Durham University, Durham, Birleşik Krallık), Carlos Frenk (Durham University, Durham, Birleşik Krallık), Alister W. Graham (Macquarie University, Sydney NSW, Avustralya), Meiert Grootes (MPIK), Benne W. Holwerda (Leiden Observatory, University of Leiden, Leiden, The Hollanda), Andrew M. Hopkins (AAO) , Edo Ibar (Universidad de Valparaso, Valparaiso, Chile), Eelco van Kampen (ESO, Garching, Almanya), Lee S. Kelvin (Liverpool John Moores University, Liverpool, Birleşik Krallık), Tom Jarrett (University of Cape Town, Rondebosch, South Africa), D. Heath Jones (Macquarie University, Sydney, NSW, Avustralya), Maritza A. Lara-Lopez (Universidad Nacional Automana de México, México), Angel R. Lopez-Sanchez (AAO), Joe Liske (Hamburger Sternwarte, Universität Hamburg, Hamburg, Almanya), Jon Loveday (University of Sussex, Falmer, Brighton, Birleşik Krallık), Steve J. Maddox (Institute for Astronomy, University of Edinburgh, Royal Observatory, Edinburgh, Birleşik Krallık; Cardiff University, Cardiff, Birleşik Krallık), Barry Madore (Observatories of the Carnegie Institution of Washington, Pasadena, California, Birleşik Devletler [OCIW]), Martin Meyer (ICRAR) , Peder Norberg (Durham University, Durham, Birleşik Krallık), Samantha J. Penny (University of Portsmouth, Portsmouth, Birleşik Krallık), Stephen Phillipps (University of Bristol, Bristol, Birleşik Krallık), Cristina Popescu (University of Central Lancashire, Preston, Lancashire), Richard J. Tuffs (MPIK), John A. Peacock (Institute for Astronomy, University of Edinburgh, Royal Observatory, Edinburgh, Birleşik Krallık), Kevin A.Pimbblet (Monash University, Clayton, Victoria, Avustralya; University of Hull, Hull, Birleşik Krallık), Kate Rowlands (University of St Andrews, Birleşik Krallık), Anne E. Sansom (University of Central Lancashire, Preston, Lancashire), Mark Seibert (OCIW), Matthew W.L. Smith (Queensland University of Technology, Brisbane, Queensland, Avustralya), Will J. Sutherland (Queen Mary University London, London, Birleşik Krallık), Edward N. Taylor (The University of Melbourne, Parkville, Victoria, Avustralya), Elisabetta Valiante (Cardiff University, Cardiff, Birleşik Krallık), Lingyu Wang (Durham University, Durham, Birleşik Krallık; SRON Hollanda Institute for Space Research, Groningen, The Hollanda), Stephen M. Wilkins (University of Sussex, Falmer, Brighton, Birleşik Krallık) ve Richard Williams (Liverpool John Moores University, Liverpool, Birleşik Krallık) yer almaktadır.

Gökada Ve Kütle Birliği Taraması, ya da GAMA bir işbirliği olup Avustralya, Avrupa ve Birleşik Devletler’deki 30’dan fazla üniversiteden 100’ün üzerinde bilim insanını bir araya getirmiştir.

ICRAR, Curtin Üniversitesi ve Western Avustralya Üniversitesi arasındaki bir girişim olup, Western Avustralya Eyalet Hükümeti tarafından finanse edilmektedir.

Avrupa Güney Gözlemevi ESO, Avrupa’daki en önemli hükümetler-arası gökbilim kuruluşudur ve dünyanın en üretken gökbilim gözlemevidir. 16 ülke tarafından desteklenmektedir: Avusturya, Belçika, Brezilya, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Finlandiya, Almanya, İtalya, Hollanda, Polonya, Portekiz, İspanya, İsveç, İsviçre ve İngiltere. Tasarıma, inşaya ve önemli bilimsel keşiflere olanak sağlayan güçlü yer tabanlı gözlem faaliyetlerine odaklanan iddialı bir program yürütmektedir. ESO ayrıca gökbilim araştırmalarında teşvik edici ve düzenleyici bir dayanışma konusunda öncü bir rol oynamaktadır. ESO Şili’nin Atacama Çölü bölgesinde benzeri olmayan üç adet birinci sınıf gözlem yerleşkesi işletmektedir: La Silla, Paranal ve Chajnantor. ESO Paranal’da dünyanın en gelişmiş optik gökbilim gözlemevi olan Çok Büyük Teleskop’u (Very Large Telescope), ve iki tarama teleskopu işletmektedir. Kırmızı ötesi gözlem teleskopu VISTA dünyanın en büyük tarama teleskopudur ve VLT tarama teleskopu (VST) ise sadece görünür ışıkta gökyüzünü taramak için tasarlanan dünyanın en büyük teleskopudur. ESO var olan en büyük gökbilim projesi ve devrimsel gökbilim teleskopu ALMA’nın ana ortağıdır. ESO şu anda Paranal civarındaki Cerro Armazones’te 39-metre çaplı “gökyüzünü izleyen dünyanın en büyük gözü” olacak Avrupa Aşırı Büyük Teleskopu, E-ELT’yi inşa etmektedir.

 

Kaynaklar : ESO ,Gizmag

 

Facebook Yorumları

Hakkında Oğuz Sezgin

Bir bilim sever ve kimyager olarak, internetteki eksikliği görerek Gerçek Bilim’i 2012'de kurdum. Bu sitede gördüğünüz pek çok bilim ve teknoloji haberini oldukça ciddi kaynaklardan toplayarak sizin için araştırıyor, çeviriyor ve geliştiriyorum. Gerçek Bilim'deki diğer yazarlar ve ben, her gün baş döndürücü şekilde gelişen bilim ve teknoloji haberlerini size aktarmaktan kıvanç duyarız.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Hidrojen Sülfürün Hidrojen Bağı Yapabileceği Keşfedildi

Bilim insanları hidrojen sülfürün aynı su molekülleri gibi hidrojen bağı yapabileceğini buldu. Nobel ödüllü bilim …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.