Cumartesi , Aralık 16 2017
Anasayfa / Bilim / Türkiye’de Bilim Neden Geriliyor Sorusunu Cevaplamak Çok Basit

Türkiye’de Bilim Neden Geriliyor Sorusunu Cevaplamak Çok Basit

Laboratuvar

Radikal gazetesinin yaptığı habere göre Dünya’ da sadece üç adet bulunan düşük sıcaklık-manyetik alan deneylerinin yapıldığı ve ciddi araştırma dergilerinde yer alan İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Kuantum Teknolojileri Laboratuvarı bürokratik nedenlerden dolayı kapatıldı. Bu olay Türkiye’ de bilim ve teknolojinin neden ilerlemediğini neden yeterince araştırma çıkmadığının kanıtı gibi. Ülkemizde başta bilim teknoloji için kurulmuş bilim kuruluşları gerçekten işini yapıyor mu ? Ya da bilimin üretildiği bu yerlerde gerçekten yararlı bir şeyler yapıldığında engelleniyor mu? İşte çoğu Türk bilim adamımızın yurtdışında çalışmasının nedeni bu. Ülkemizde akla bilim denince gelen Tübitak vb benzeri kuruluşlar neden başladıkları araştırmaları sonuçlandıramıyorlar ? Neden bilim dergilerinde Türkiye’ deki üniversitelerde yapan ufuk açıcı araştırmalar yok. Aslında bilimsel dergilerde Türk bilim adamlarının isimleri sürekli geçmekte fakat araştırmaları yaptıkları üniversitelerin neredeyse % 100’ü Amerika ve Avrupada. İşte beyin göçünün nedeni bu bürokratik kavgalar ve karanlık güçlerin engellemeleri . Bu ülkede bilim yapmak gerçekten çok zor, bilim sektöründe çalışan bütün bilim adamlarını dayanışmaya davet ediyoruz. Lütfen haklarınızı savunun, Türkiye’de çok zeki bilim insanları halen var .

Radikal’ın Haberi 

Dünyada ‘düşük sıcaklık-manyetik alan’ deneylerinin yapılabildiği Harvard Üniversitesi ve Max Planck Enstitüsü ile birlikte üç laboratuvardan biri olan İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Kuantum Teknolojileri Laboratuvarı bürokratik kavgaya kurban edilip kapatıldı. 2012 yılında 6 milyon lira harcanarak kurulan, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin katılımıyla gelişen laboratuvarda TÜBİTAK destekli pek çok bilimsel araştırmaya imza atıldı. Laboratuvarda yapılan araştırma ve deney sonuçlarının anlatıldığı makaleler prestijli bilim dergilerinde yayımlandı. Ancak çıkan yangın kuantumun çöküşünü hazırladı. Ucuz atlatılan yangın sonrası laboratuvar sorumlusu Doç. Dr. Afif Sıddıki laboratuvarda gerekli iş güvenliğinin sağlanması için İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığı, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’ne ve projeler destek veren TÜBİTAK’a başvurdu. Ancak kurumların duyarsızlığı nedeniyle sonuç alamadı. Laboratuvarda iş güvenli olmadığını öne süren Sıddıki, 13 Mayıs 2013’te laboratuvar sorumluluğundan istifa etti. Sıddıki, aynı gün sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta, laboratuvarda iş güvenliğinin sağlanması için mücadele verdiğini ancak bir sonuç alamadığı için görevini bıraktığını şu sözlerle duyurdu: “Kavga etmekten yoruldum. İki gün sonra 40 yaşıma giriyorum. Evliya olacağım da yok. Bilimdi, lab’dı memleketi artık siz düşünün. Bu kadar pis adamın arasında debelenip durmaktan bıktım. Üstelik hem kendimi hem de bana inananları hayal kırıklığına uğratmaktan da bıktım.” İÜ Fen Fakültesi Dekanlığı, bu sözlerinden dolayı amirlerine hakaret ettiği gerekçesiyle hoca hakkında soruşturma açtı. Soruşturma sonucunda Sıddıki, üç yıl ‘kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına’ çarptırıldı. Sıddıki ve öğrencilerinin laboratuvara girişi engellendi.
Soruşturma devam ederken Sıddıki, bilimsel çalışmalarını sürdürebilmek için Almanya’ya gitti. Doç. Dr. Afif Sıddıki, Almanya’dayken üniversite yönetimi laboratuvara girerek zimmetinde olan laboratuvarı çalıştırdı. Bunu duyan Sıddıki hoca da okul yönetimine bir e-mail atarak laboratuvarın kendi sorumluğunda olduğunu ve kendi izni olmadan diğer hocaların laboratuvarda herhangi bir çalışma yapamayacağını dile getirdi.
E mail üzerine Sıddıki Hoca’ya dekanlık tarafından hocaları tehdit ettiği gerekçesiyle ikinci kez soruşturma açıldı. Sıddıki’yi 3 yıl daha ‘kıdem durdurma cezası verildi.

TÜBİTAK projeler askıda

Dünyanın ender laboratuvarlarından biri olan Kuantum Teknolojileri Laboratuvarı ise kapatıldı. Laboratuvar kullanılmadığı için TÜBİTAK’ın desteklediği bütün projeler askıya alındı. Projeler askıya alınınca laboratuvarda burslu çalışan 11 öğrencinin bursu kesildi. Atıl durumda olan laboratuvarın çalışma ofisi olarak kullanılacağı öne sürülüyor.

Memuriyetten de atmak istiyorlar

Kendisine açılan soruşturmaların hiçbir dayanağı olmadığını söyleyen Doç. Dr. Afif Sıddıki açılan iki ayrı soruşturmada 6 yıl kademe ilerlemesinin durdurulduğunu belirterek şunları söyledi: “Okul yönetimi kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile yetinmedi. Dekanlık okulda yapılan bir fizik konferansı sonra hakkımda bir soruşturma daha açtı.İki kez ceza aldığım için soruşturma dosyam YÖK’e sevk edildi. ‘Kamu görevinden çıkarılmam’ isteniyor. 22 Mayıs’ta YÖK’e savunma verdiğimde soruşturma dosyamda Facebook üzerinden bir ileti paylaştığımı ve iletide, ‘Türk Fizik Derneği bünyesinde düzenlenen parçacık hızlandırıcıları çalıştayı ile ilgili olumsuz görüşler beyan ettiğim’ yazıyordu. Savunma yapabilmek adına yorumun metnini talep etmeme rağmen yazı bana verilmedi. Oysa ben böyle bir ileti paylaşmadım.”

İşsiz kalıp imam hatipte öğretmen oldu

Laboratuvarın kapanmasıyla işsiz kaldığı için Antalya’da bir imam hatip lisesinde ücretli öğretmenlik yapmak zorunda kalan doktora sonrası araştırmacısı Metin Kendirik ise şunları söyledi: ‘’O laboratuvarı kendi çabalarımızla kurduk. Laboratuvarda yaptığım çalışmalar sonucunda makalelerim bilim dergilerinde yayımlandı. TÜBİTAK tarafından desteklenen bir projem vardı. Laboratuvar kapanınca o proje askıya alındı. Ben işsiz kaldım, diğer arkadaşlarımın bursu kesildi. Şimdi bir okulda saatliği sekiz liraya ücretli öğretmenlik yapıyorum. Kuantum Araştırma Laboratuvarı da ofis olarak kullanılacak.’’

Kaynak : http://www.radikal.com.tr/turkiye/kuantum_iude_coktu-1195769

Facebook Yorumları

Hakkında Oğuz Sezgin

Bir bilim sever ve kimyager olarak, internetteki eksikliği görerek Gerçek Bilim’i 2012’de kurdum. Bu sitede gördüğünüz pek çok bilim ve teknoloji haberini oldukça ciddi kaynaklardan toplayarak sizin için araştırıyor, çeviriyor ve geliştiriyorum. Gerçek Bilim’deki diğer yazarlar ve ben, her gün baş döndürücü şekilde gelişen bilim ve teknoloji haberlerini size aktarmaktan kıvanç duyarız.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Deniz Suyundan Hidrojen Elde Eden Katalizör Geliştirildi

Normalde deniz suyundan hidrojen elde etmek mümkün fakat bunun için elektrik enerjisi gerektiğinde,n işlem oldukça …

9 yorumlar

  1. Sevgili Oğuz,

    Hayatlarının tek hedefi kin ve nefretle imam yetiştirmek ve tuvaletlere bile mescit açmak olan bir iktidarın varlığı sence de sorduğun sorunun yanıtını vermiyor mu? 120 bin cami ve sayısını bilemediğim kadar çok mescidi, hacısı, hocası, imamı, müezzini olan bir ülkede sabahtan akşama din, iman, tevekküllü olma, itidal, kanatkârlık pompalanan bir memlekette son 10 yılda ırza geçme, kadın cinayetleri, hırsızlık, ahlâk düşüklüğü, yalancılık, riyâ, her türlü dümen dubara eğer kat be kat artmışsa sen orada bilim falan bulamazsın. Bilim de “göstermelikler” kervanına katılmış demektir.

  2. Yazdıklarınızın çoğunda size hak vermiyor değilim, fakat bence bazı konularda isterseniz dini tümüyle soyutlayın bilim yine de yol almayacaktır,çünkü okumayan öğrenmeyen sürekli yozlaşan bir eğitim sistemiyle harmanlanan bir gençliğin persfektifi de olamaz. Bizim ülkemizde olan dini baskılar avrupa ülkelerinde ya da amerika ülkelerinde yok mudur sanıyorsunuz ? Fakat okumuşluk düzeyi ve kültür arttıkça belki bu yozlaşmış sistem bir nebze düzelebilir . Ben bunun tümüyle son 10 yılda gerçekleştiğine inanmıyorum. Bu okumamışlıkla gerilik son 50 yılda üstümüze yapışan bir hastalık. Umarım burada paylaştığım araştırmalar birilerinin işine yarıyordur. % 1’i aydınlatsam benim için bir kardır. Aydınlanmış bir genç umarım bir diğerini aydınlatır. Türk milleti zekidir ,çalışkandır ta ki aydınlanınca…

  3. Oğuz Bey, peki eğitim sistemi neden böyle? Atatürk dönemindeki eğitim sistemi de böyle miydi? Bizler okullarda yetişirken o yıllarda yetişmiş hocalarımızdan duyduklarımız çok farklı idi. Peki neden böyle?

    • Kurtuluş Savaşı ve 1. Dünya savaşından sonra ülkemizde çok fazla yetişmiş doktor,öğretmen,mühendis ve bilim adamı gibi pek çok değerli insan hayatını kaybettiğinden eğitimde gerçekten büyük problemler vardı. Atatürk ‘ün yaptığı inkılaplar sayesinde ülkemizde eğitim gözle görülür şekilde iyileşmiştir. Türkiye’ deki üniversitelerin kuruluşunda Almanya’da Hitler rejiminden kaçan pek çok zeki yahudi bilim adamı ve diğer yetişen bilim adamları sayesinde ülkemizde güçlü bir eğitim sistemi kurulmuştu. Normalde eğitimde fransız eğitim sistemi ele alınmıştı.Atatürk’ten sonrasında eğitim sistemi özellikle 70’lerden sonra giderek kötüleşmiştir. İşte bu gibi bilgileri Oktay Sinanoğlu’nun kitaplarında okuyabilirsiniz. Orda pek çok bilgi veriyor. Fakat son 30 yıldır sürekli değişen eğitim sistemi global stratejik oyunlardan dolayı zayıflatılmış ve ülkemizin eğitim konusunda giderek gerilemesine neden olmuştur.

  4. Söylediklerinize katılıyorum. Ancak sadece bu sadece 90 yıllık Türkiye Cumhuriyet’ini açıklar.Daha derinlerde bir şeyler olmalı.Şöyle bir günümüz dünyasına bakınız! Dünyanın tartışmasız en geri kalmış yerleri 1. Afrika 2. Tüm müslüman coğrafya. Sizce bu bir tesadüf olabilir mi? Bakın müslüman coğrafya’da kabaca son 1000 yılda yetişmiş dünyaca meşhur kaç tane bilim insanı var? Yüzyıldır kaç tane nobel ödülü alan bilim insanı var? 6 milyonluk İsrail bu konuda 1.5 milyarlık müslüman dünyasına fark atar.. Doğru mu? Peki neden?

    • Aslında düşündüğünüz gibi değil batının karanlık çağ olarak adlandırdığı ama aslında islam coğrafyası açısından oldukça verimli bir dönem vardır. Fakat batının sikolastik düşünce tarzından kurtulmasıyla , sanki arap dünyası ve osmanlı bu çağa geri dönmüştür. Paskal üçgeninin çok daha önce Harezmi tarafından bulunmuş ve Türk dünyasında Harezmi üçgeni olarak tanındığını biliyor musunuz? Batı bizim parlak günlerimizi unutturmak için her şeyi yapar. Avrupa’da pek çok tarih kitabında Türklerin barbar ve gelişmemiş milletler yazdığı bir gerçektir. İspanya’yı ispanya yapan endülüslerdir mesela. Bir Elhamra sarayındaki incelik ve akıl çoğu yapıda yoktur. Ya da Sinan’ın eserlerindeki zeka çoğu Avrupa eserinde yer almamaktadır. Günümüzde Avrupa ve Amerika’da eskiye oranla din baskısı azalsa da sırf katolik kilisesi yüzünden ilk doğum kontrol haplarında yapay bir adet kanaması yaratılmak zorunda kalmıştır. Çünkü bilim adamları kilise tarafından kutsal kabul edilen oldukça doğal bir biyolojik olayı gizlemek zorunda kalmıştır. Din halen çok güçlü bir metadır. İsrail gerçekten oldukça çok bilimsel çalışma yapmaktadır fakat Avrupa ve Amerika’daki araştırmalar buna göre oldukça fazladır. Daha önce yaptığım bir haberi incelemeniz İslamın aslında bir öcü olmadığını ve bilimi kısıtlayıcı bir etkisi olamayacağını da görebilirsiniz.
      http://www.gercekbilim.com/gecmisten-gunumuze-dunya-yi-sekillendiren-100-buyuk-bilim-adami/

  5. Benim de eleştirim İslam’ın kendisine değil, İslam’ın 1000 yıldır uygulanışına, yani “öcü” gibi görmüyorum asla… yoksa İslam doğru anlaşıldığı ve uygulandığı 9. 10. 11 yy.larda önemli bilginler yetişti. İslam dünyası batının ilerisine geçti. Ama sonrasında İslam’ı hatalı yorumlama, aklı devre dışı bırakma çabaları ve adeta hurafelerin yükselişini, dogmatizmin egemenliğini görüyoruz. Yoksa matbaa Osmanlı’ya neden 300 sene sonra gelsin? Neden rasathaneler topa tutulsun? Neden doğa ilimleri ile uğraşılması yasaklansın? Bakın mesela Osmanlı’da bir tane doğa bilimleri ile uğraşan universite yok! Yüzyıllar böyle akıp gitmiş. Şimdi nasıl bu coğrafyadan alimler, bilim adamları çıksaydı? Bu mümkün müydü?

    • Keşki dahilerimiz ülkemizde kalabilse ama ülkemizde o kadar kötü ve aciz bir eğitim sistemi var ki, araştırmalar pek çok bürokratik engele takılıp yarı yolda kalıyor.

  6. Türkiye’de araştırmalar elbetteki yarı yolda kalır. Türkiye’de bir teknoloji geliştirme, sanayileşme hedefi kalmadı ki? Araştırma talep eden güçlü sektörler yok ki! Kim niye araştırsın, çöpe para atmaktan farkı var mı bunun? Bakın ABD sözde liberal ekonomi uygular. Küresel amaçları için çok gelişmiş teknolojilere, silahlara ihtiyaç duyar. Ulusal firmalarından bunları talep eder, büyük alımlar için araştırmalar kendiliğinden ortaya çıkar. Ama orada silahlar, teknolojiler hep ulusal ölçekte geliştirilir. Siz hiç ABD’nin dışarıdan silah aldığını duydunuz mu? Belki savaş esnasında çok acil ve özel ihtiyaçlar için olabilir ama genelde tedarik ulusal firmalardan yapılır. Yanlış mıyım?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*