Anasayfa / Bilgisayar / İNTERNETİN SONU GELEBİLİR Mİ ?

İNTERNETİN SONU GELEBİLİR Mİ ?

Akıllı telefonlar, tabletler ve diğer internete bağlı cihazların sayısı gün geçtikçe artıyor. Her geçen gün daha hızlı cep telefonları piyasaya çıkıyor ve tüketim inanılmaz boyutlara ulaşıyor. CİSCO’ nun 2012 raporuna göre, dünya çapında aktarılan mobil data geçen yıl % 70 arttı. İnternette her geçen gün depolanan ve dolaşan veri kapasitesi bu kadar artsa da, internetin kaldırabileceği yük sonsuz değil. Bir gün internet ulaşabileceği en yüksek limite dayandığında, ne yapacağımızı bugün hayal bile edemiyoruz. Yani internetin sonu diye bir şey gerçekten var. 

Tabi ki, internetin kapasitesini yeni kablo hatları ekleyerek, daha fazla fiber optik kablo hattına dönüştürerek ya da off-loading trafiği daha küçük uydu ağlarına bölsek de ancak kaçınılmazı ertelemiş oluruz. Çözüm internet ağını daha zeki kılmaktan geçiyor. Bunun için bilgisayarlar ve mobil cihazlar  içeriği filtre ederek, ağa yayılmadan önce yüklenen verileri daha iyi anlayabilir, böylece interneti sonsuz bir çöplük gibi kullanmak engellenebilir.

Bunun için Scientific American dergisi Bell Laboratuvarları Araştırma Merkezi Başkanı Marcus Hofmann’ la bir röportaj yaptı. Bu laboratuvar transistör, lazer, yük değişim cihazı gibi oyunu değiştiren 20. yüzyılın en önemli teknolojilerini geliştirdi. Hofmann ve ekibi enformasyon ağının geleceğini, İnternetin IQ ‘ sünü arttırarak, kapasitesinin arttırılabilmesine bağlı olduğunu düşünüyor.

Bell lab
Bell Laboratuvarları Araştırma Merkezi Başkanı Marcus Hofmann

Servis Sağlayıcımızın İnternetin Limitlerinin Zorlamaya Başladığını Nasıl Anlarız ?

Aslında işaretler çok belli değil ama orda olduklarına şüphe yok. Örneğin fiber optik ağ kullanıyorsunuz, internetiniz oldukça hızlı çalışıyor tam bir film izliyorsunuz anında ekran görüntünüz donuyor. İşte normalde bu pek sık yaşanmasa da giderek daha sık olmaya başlayacak. Bu internet ağının daha fazla yükü taşıyıp, taşıyamayacağını sorgulamasıyla alakalı .

Doğa ananın bu konuda da limitleri olduğunu biliyoruz ve belli iletişim ağlarından sadece çok veri taşıyabileceğiniz anlamına geliyor. Bu fenomene  nonliner Shannon limiti deniyor.( Bell telefon laboratuvarları matematikçisi Claude Shannon’ ın adına ithafen) İşte bu limit bugünün teknolojilerini ne kadar zorlayabileceğimizi belirtiyor ve şimdiden bu limite oldukça yaklaştık. Faktör ise  kabaca 2 civarında. Diğer bir yönden laboratuvarda yapılan deneyler sonucunda, bugünkü trafiğin iki katına çıkıldığında, yani Shannon limitine gelindiğinde dört beş yıl içinde büyük bir şey olması bekleniyor. Burada temel bir engel var. Bu limiti arttırmak mümkün değil çünkü, bu ışık hızını değiştirmek gibi bir şey. Bu nedenle bu limitlerle çalışmalı ve artışın devam etmesi için yollar bulmalıyız.

 

Bell Laboratuvarları
Bell Laboratuvarları

İnternetin Shannon Limitine Ulaşmasını Nasıl Engelleriz?

Tabi ki bunun en bilinen  yolu daha fazla fiber döşeyerek, bant genişliğini arttırmak. Tek bir transatlantik fiber-optik kablosu yerine, iki, üç hatta on hat döşenebilir. Tabi bunu  yapmak çok pahalıya patlayacaktır. Çünkü çoklu optik amfileri bağlayıp, transmitteri receiverları entegre etmek gerekecektir. Diğer bir alternatif ise, konumsal bölümlü çoğullama (spatial division multiplexing) ile entegrasyon. Yani kabloları çoklu kanallara bölmek. Bunları yapsanız bile mevcut ağ yapısı ile artan iletişim ihtiyacına yetmeyecektir. Örnek verirsek, hava durumu, rüzgar hızı ya da neyi giymeniz gerektiğini bilmek isteyeceksiniz ve ağa bağlanacaksınız. Cep telefonunuzda kişisel bilgiler bile bu ağa yük bindirmeye devam edecek.

 

transatlantik kablo
Transatlantik Fiber Hattından Veriler Işık Hızında Akıyor

 

İnternet Ağı Ne Taşıdığına Karşı Bilinçlendirilebilir Mi?
Bu aşamada farklı yaklaşımlar var. Normalde veriler aktarılırken mevcut ağ yönetimi sadece verinin iletileceği adresi tanımlar. Yani bir posta servisi gibi düşünürsek, postacı sadece postanın gittiği adresi önemser, postanın içinde ne taşıdığını değil. İşte deep-packet inspection (derinlemesine paket inceleme) ile veri paketi açılmadan önce verinin bir kısmı okunabilir ve içinde ne olduğu tahmin edilip karantina bölgesine taşınabilir. Buna rağmen çok az bir bilgi (data) okunsa da bile bunun için çok daha fazla işlem gücü gerekiyor. Ayrıca eğer veri şifrelenmişse sistem okuyamıyor.
Diğer bir seçenek ise, verileri etiketleyerek, farklı veri tipleri için farklı direktifler verilebilir. Mesela video akışı e-mail’a göre öncelikli veri olabilir. Yani internet ağı basitçe bu etiketleri alarak, yönlendirmeyi yapabilir.

Daha zeki bir Net olsa bile , içerik her geçen gün dağ gibi büyüyor. Trafik miktarı nasıl düşürülerek ağ kontrol altına alınabilir ?

Akıllı telefonlar, bilgisayarlar, ve diğer cihazları çok fazla ham veri üretiyor ve bu veriler data merkezlerinde işlenip depolanıyor. Bu şekilde devam etmeyeceği kesin. Bu nedenle, ağa bir veri aktarmadan önce bu verinin aktarılıp, aktarılmayacağına karar veren bir modele ihtiyaç var.  Örneğin, hava alanında yüz tanımlama yapan bir güvenlik kamerasının verisi serverlara depolanarak ,ağı zorlaması engellenebilir. Böylece aranan bir şüpheli için tek bir resim kameraya yollanarak, alarmlı bir mesaj sağlanabilir.
Peki bu ademi merkeziyetçilik “Bulut” yani “Cloud” sistemlerin sonu olabilir mi?

Hayır, böylece cloud uygulamaları farklı bir yolla organize olacak. Bugünkü cloud sistemleri büyük merkezi veri işleme merkezleri (data center) üzerinden çalıştırılıyor. Cloud sayesinde dünya çapında veri ihtiyaç olduğunda bir araya getirilebiliyor ki, bu da çok önemli bir fonksiyon. Cloud özellikle gelecekte televizyonlar veya akıllı telefonlar gibi cihazlarda kullanıcıların tercihlerine göre, yani kullanıcıya göre spesifikleşmiş veriler sunulacak. Böylece gerekli gereksiz ham veri yerine ağda istenilen verilerin akışı sağlanabilecek.
Peki özel hayata ilişkin bilgiler nasıl aktarılacak?

Bu durumda hem mahremiyetiniz korunacak hem de hem de tüm özel kişisel servisleri yine de alacaksınız. Örneğin, kampanya indirimleri ya da kişisel tavsiyeler vb. Halen kullanıcının kendi bilgisini kontrol etme olanağı olmak zorunda.

En büyük problem ise bunu kullanıcının kontrol edebileceği kadar kolay hale getirmek olacak.

Sosyal ağlarınızı ya da kendi bilgilerini kontrol etmenin ne kadar komplike olduğunu düşünürseniz. Böylece sizi tanımayan insanların sizi fotoğraflarınızı görmesi de engellenebilir. Kişisel bilgilerinizin kontrolünü sağlayan bir dijital düğüm atılmalı. Böylece daha kişisel servisler yaratılarak, kendimizi daha özgürce tanımlayabilir ve istediklerimizle paylaşabiliriz.

Umarız günün birinde internetin sonu gelmez.

 

Kaynak : http://www.scientificamerican.com/article.cfm?id=when-will-the-internet-reach-its-limit&page=2

Facebook Yorumları

Hakkında Oğuz Sezgin

Özel bir şirkette kalite kontrol müdürlüğü yapıyorum. Anadolu Üniversitesi 2006 Fen Fakültesi Kimya mezunuyum. Bilim ve teknoloji meraklısı olarak günümüzde Türkiye' de bilim ve teknoloji sitelerindeki eksikliği görerek, Gerçek Bilim'i kurdum. Bu sitede gördüğünüz çoğu bilimsel haber ve teknoloji yazısını oldukça ciddi kaynaklardan toplayarak sizin için çeviriyor ve geliştiriyorum. Gerçek Bilim'deki diğer yazarlar ve ben, her gün baş döndürücü şekilde değişen bilim ve teknoloji haberlerini size aktarıyoruz

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Kök Hücrelerden İnsan Bağırsağı Üretildi

  Fransız ve Amerikalı bilim adamları, ilk kez, kök hücreden sinir hücrelerine sahip, işlevini yerine …

Bir yorum geldi

  1. Pingback: İnternetin Sonu Gelebilir Mi ? - firinet - firinet

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*