Çarşamba , Aralık 7 2016
Anasayfa / Astronomi / DEV BİR GEZEGENİN DOĞUŞU GÖZLENDİ

DEV BİR GEZEGENİN DOĞUŞU GÖZLENDİ

ESO’nun ( Avrupa Güney Gözlemevi) ‘ nin Çok Büyük Teleskopu’ unu (Very Large Telescope) kullanan astronomlar halen kalın gaz ve toz diski içerisinde gömülü bir şekilde oluşmakta olan gezegenin muhtemelen ilk doğrudan gözlemini gerçekleştirdiler. Eğer doğrulanırsa, bu keşif gezegenlerin nasıl oluştuklarına dair gökbilimcilerin(astronom) en güncel teorilerini gözlemsel bir hedefle test edebilmelerini sağlayacak. Yani bu dev bir gezegenin doğuşu anlamına gelebilir

Sascha Quanz (ETH Zürih, İsviçre) liderliğindeki uluslararası bir ekip yeryüzüne görece yakın 335 ışık-yılı uzaklıktaki genç yıldız HD100546 etrafında bulunan gaz ve toz diskini inceledi. Genç yıldızın etrafındaki disk maddesine gömülü ve halen oluşmakta olduğu görülen bir gezegenle karşılaştıklarına şaşırdılar. Adaya gezegen Jüpiter benzeri bir gaz devi olabilir.

Şimdiye kadar, gezegen oluşumu çoğunlukla bilgisayar simülasyonlarıyla çözülmeye çalışılan bir konuydu,” diyor Sascha Quanz. “Eğer keşfimiz gerçekten oluşmakta olan bir gezegense, o zaman bilim insanları ilk kez gezegen oluşum süreci hakkında ipuçlarına sahip olacaklar ve oluşmakta olan gezegenin doğum anına ait malzeme ile etkileşimini deneysel olarak tecrübe edebilecekler.

HD100546 iyi bilinen bir nesnedir, ve zaten kendisinden Yer-Güneş mesafesinin altı katı uzaklıkta bir gezegene sahip olduğu biliniyor. Yeni bulunan gezegen adayı sistemin dış tarafında yaklaşık on kat daha uzakta bulunuyor [1].

HD100546 etrafındaki gezegen adayı ESO’nun VLT teleskopu üzerindeki uyarlamalı optik aygıtı NACO ve çığır açıcı veri analizi tekniklerinin birleştirilmesi sayesinde çöküntü diskinde sönük bir küre şeklinde tespit edildi. Gözlemler NACO koronografı kullanılarak gerçekleştirildi, bu sayede gezegen adayının bulunduğu yerden gelen parlak yıldız ışığı engellenerek sadece yakın-kırmızı-ötesi dalgaboylarında gerçekleştirildi [2].

En güncel teoriye göre, dev gezegenler yıldız oluşumundan geriye kalan bazı gaz ve tozları yakalayarak büyüyorlar [3]. Gökbilimciler yeni görüntüde HD100546 etrafındaki disk içerisinde öncül gezegen hipotezini destekleyen birçok yeni özelliğe rastladılar. Tozlu çöküntü diskindeki yapılar, ki bunlar disk ve gezegen arasındaki etkileşimlerin sonucu olabilir, tespit edilen öncül gezegene yakın bölgede ortaya çıktı. Ayrıca, öncül gezegenin etrafındaki malzemenin oluşum aşamasında potansiyel olarak ısıtılmış olduğuna dair belirtiler de mevcut.

Ekibin başka bir üyesi Adam Amara,  bulgu hakkında heyecanlı. “Ötegezegen araştırmaları gökbilimdeki sınırların en heyecan verici olanlarından biri, ve gezegenlerin doğrudan görüntülenmeleri veri analizi yöntemleri ve aletlerdeki son gelişmelerden yararlanan halen yeni bir alan. Bu araştırmada evrenbilim araştırmaları için geliştirilen veri analizi tekniklerini kullandık, böylece farklı alanlardaki fikirlerin bir araya gelmesiyle olağandışı ilerlemelerin kaydedildiğini göstermiş olduk.

Gözlemlere göre öncül gezegen en makul açıklama olsa da, çalışma sonuçları gezegenin varlığını ispat etmek ve diğer olasılıkları elemek için takip gözlemleri gerektiriyor. Diğer açıklamalar arasında pek makul olmasa da tespit edilen sinyalin bir arka fon kaynağından gelmiş olabileceği de var. Ayrıca yeni keşfedilen nesnenin öncül gezegen yerine tamamen oluşmuş ve yıldıza yakın ilk görüngesinden dışarıya sürüklenmiş bir gezegen olması olasılığı da bulunuyor. HD 100546 etrafındaki yeni nesnenin yıldızın toz ve gaz diskine gömülü oluşmakta olan bir gezegen olduğu doğrulanırsa, bu yeni gezegen sistemlerinin oluşum süreçlerini araştırmak için eşsiz bir laboratuvar olacaktır.

Bir gezegenin doğuşu böylece incelenebilir hale gelecek.

Notlar

[1] Öncül gezegen adayının yörüngesi yer Güneş arası mesafenin yaklaşık 70 katı kadardır. Bu uzaklık Güneş Sistemi’nin dış tarafında bulunan Eris ve Makemake gibi cüce gezegenlerin yörüngeleriyle karşılaştırılabilecek bir mesafedir. Bu yer tartışmalıdır, çünkü şimdiki gezegen oluşumu teorileriyle uyuşmamaktadır. Şu an yeni bulunan gezegen adayının şimdiye kadar hep aynı konumda mı olduğu yoksa iç bölgelerden mi göç ettiği durumu net değildir.

[2] Ekip yıldıza yakın görüntünün renk karşıtlığını arttırmak için apodized faz katmanı adlı özel bir teknik kullanmıştır.

[3] Gezegen oluşumunu araştırmak için gökbilimciler hepsi neredeyse dört milyar yıl önce oluşan Güneş Sistemi’ndeki komşu gezegenlere bakmazlar. Ancak uzun yıllardır, gezegen oluşumu teorileri yeni gezegenler bulunana dek gökbilimcilerin yakın çevremizde gördüklerinden etkilenmiştir. 1995’te ilk ötegezegenin keşfinden bu yana, gezegen oluşumu üzerinde çalışmalar yapan bilim insanlarına yeni fırsatlar veren yüzlerce gezegen sistemi bulundu. Ancak şimdiye kadar hiçbiri yıldızının etrafındaki disk maddesi içerisinde gömülü olarak devam eden “oluşum sürecinde yakalanmadı”.

gezegenin doğuşu

Daha fazla bilgi

S. P. Quanz ve ekibi tarafından gerçekleştirilen bu araştırma Astrophysical Journal Letters adlı derginin 28 Şubat 2013 tarihli sayısında “A Young Protoplanet Candidate Embedded in the Circumstellar disc of HD100546” başlıklı bir makale olarak yayınlanmıştır.

Araştırma ekibinde Sascha P. Quanz (ETH Zurih, İsviçre), Adam Amara (ETH), Michael R. Meyer (ETH), Matthew A. Kenworthy (Sterrewacht Leiden, Hollanda), Markus Kasper (ESO, Garching, Almanya) ve Julien H. Girard (ESO, Santiyago, Şili) yer almaktadır.

2012 yılı Avrupa Güney Gözlemevi’nin (ESO) kuruluşunun 50. yılını temsil etmektedir. Avrupa Güney Gözlemevi ESO, Avrupa’daki en önemli hükümetler arası gökbilim kuruluşudur ve dünyanın en üretken gökbilim gözlemevidir. 15 ülke tarafından desteklenmektedir: Avusturya, Belçika, Brezilya, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Finlandiya, Almanya, İtalya, Hollanda, Portekiz, İspanya, İsveç, İsviçre ve İngiltere. Tasarıma, inşaya ve önemli bilimsel keşiflere olanak sağlayan güçlü yer tabanlı gözlem faaliyetlerine odaklanan iddialı bir program yürütmektedir. ESO ayrıca gökbilim araştırmalarında teşvik edici ve düzenleyici bir dayanışma konusunda öncü bir rol oynamaktadır. ESO Şili’nin Atacama Çölü bölgesinde benzeri olmayan üç adet birinci sınıf gözlem yerleşkesi işletmektedir: La Silla, Paranal ve Chajnantor. ESO Paranal’da dünyanın en gelişmiş optik gökbilim gözlemevi olan Çok Büyük Teleskop’u (Very Large Telescope), ve iki tarama teleskopu işletmektedir. Kırmızı ötesi gözlem teleskopu VISTA dünyanın en büyük tarama teleskopudur ve VLT tarama teleskopu (VST) ise sadece görünür ışıkta gökyüzünü taramak için tasarlanan dünyanın en büyük teleskopudur. ESO varolan en büyük gökbilim projesi ve devrimsel gökbilim teleskopu ALMA’nın Avrupalı ortağıdır. ESO şu anda “gökyüzünü izleyen dünyanın en büyük gözü” olacak 39-metre ayna çaplı Avrupa Aşırı Büyük optik/yakın kırmızı ötesi Teleskopu, E-ELT’yi inşa etmeyi planlıyor.

 

Kaynak : European Southern Observatory – ESO.

Araştırma Referansı : 

 

  1. Sascha P. Quanz, Adam Amara, Michael R. Meyer, Matthew A. Kenworthy, Markus Kasper, and julien H. Girard. A YOUNG PROTOPLANET CANDIDATE EMBEDDED IN THE CIRCUMSTELLAR DISK OF HD100546ApJ Letters, 2013 (in press)

 

Facebook Yorumları

Hakkında Oğuz Sezgin

Özel bir şirkette kalite kontrol müdürlüğü yapıyorum. Anadolu Üniversitesi 2006 Fen Fakültesi Kimya mezunuyum. Bilim ve teknoloji meraklısı olarak günümüzde Türkiye' de bilim ve teknoloji sitelerindeki eksikliği görerek, Gerçek Bilim'i kurdum. Bu sitede gördüğünüz çoğu bilimsel haber ve teknoloji yazısını oldukça ciddi kaynaklardan toplayarak sizin için çeviriyor ve geliştiriyorum. Gerçek Bilim'deki diğer yazarlar ve ben, her gün baş döndürücü şekilde değişen bilim ve teknoloji haberlerini size aktarıyoruz

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bilim İnsanları CERN LHC’deki Uzay-Zaman Boyut Problemini Çözüyor

Valensiya ve Floransa Üniversitelerinden araştırmacılar Büyük Hadron Çarpıştırıcı (LHC) tarafından elde edilen deneysel verileri işleyerek …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*